<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507</id><updated>2011-10-10T20:18:49.644-07:00</updated><category term='&quot;fall&quot; as a season'/><category term='red slide'/><category term='dear diary'/><category term='Ben Ve...'/><category term='ss'/><category term='aysonu şiirleri'/><category term='delayed'/><category term='summer ends'/><category term='corny'/><category term='şizoit monologlar'/><category term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>give me the words</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>44</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-7664912198360524163</id><published>2010-05-21T14:27:00.001-07:00</published><updated>2011-10-08T06:49:23.870-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delayed'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='summer ends'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;fall&quot; as a season'/><title type='text'>"Poet Acts"</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Biliyorum çok anlatmadım kimseye ama bir şeyler yaptım ben bu arada. Zaman geçti de ben kalmadım. &lt;br /&gt;Ama yine de yarın uyansam da yine dün olsun isterdim. &lt;br /&gt;Zaman çok geçti çünkü. Bende, benim gittiğim yerlerde sizinkiyle aynı şekilde geçmemiş de olsa. Sizde geçen zamanın on katı geçti benden. &lt;br /&gt;Yerimden hiç kalkmadan bir sürü yer gezdim ben. Kapılar çaldım. İnsanları gördüm. Dışarıda olan, içimde de yer etmiş. Bazılarını aradım, bulamadım. Umursamadım. Aydım. &lt;br /&gt;İçimdeki canavarla tanıştım. Neyden beslendiğini buldum. Etrafta yemek bulamadığında nasıl da beni yediğini gördüm. Elimi bir kere daha kana buladım, son cinayetimi işledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şunu yapsaydım her şey farklı olurdu dedirtecek bir şey bırakmadım. &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Mzsvf5U5c-Q/TpBUoICcdqI/AAAAAAAAAHI/nHFJDBnhxaI/s1600/297153_10150780295595691_788520690_20717077_4591615_n.jpeg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-Mzsvf5U5c-Q/TpBUoICcdqI/AAAAAAAAAHI/nHFJDBnhxaI/s320/297153_10150780295595691_788520690_20717077_4591615_n.jpeg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sıvadım kolları temizliğe giriştim. Oradan öyle görünmese de, yaşam kalitemi yükselttim. &lt;br /&gt;Tam temizlik bitti bahar geldi. O meşhur yaz yağmurlarının sıcak damlaları düştü evimin önüne. Pencereden gördüm, bu nerden çıktı şimdi dedim. Koşa koşa indim aşağıya. Islandım. Hasta olmadım. &lt;br /&gt;Mevsimin ilk eriğini yedim kahkahalarla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım cümlelerim yine devriliyorlar büyük bir ahenkle. Eskisinden daha da güzel hem de.&lt;br /&gt;Çok güzel şarkılar dinledim o zaman ben de. Benden başka çok az insanın sevdiği. Çok sigara içtim ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kelimelerin hayatta bir söylenme sınırı olduğunu keşfettim. Ben bu zamanda o kadar çok “keşke” dedim ki, tükettim. O kelimeyi bir kenara koydum. Belki bir, belki iki tane kaldı hakkım. Bir tanesini demin yazdım, kalanı da laf arasında kullanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkaya bakmaktan boynum tutulmuş artık benim. Önü unutmuşum.&lt;br /&gt;Ama ne yaptım biliyor musun? Önüme arkamı döndüm. Koştum oraya doğru. Arkaya yani. Gittim baktım, ne eksik, ne gedik, ne sökük, ne açık. Buldum.&lt;br /&gt;Bazı şeyleri aldım koydum yerlerine. Yamaladım. Bazısı öylece kaldı. Ama orada öylece durup baktım onlara. Öyle açık, öyle boş daha çok sevdim onları. Uğraşmadım bile. Sevdim onları geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım denen minnacık zamanda kaç kere gördüm bu manzarayı bilmiyorum. Ama ilk defa kaldırdım kafamı baktım, yolu gördüm. Kalktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En tuzlusundan bir korku kaldı geriye. Onu da bu baharda erik banarak yemeyi düşünüyorum. Bu mevsimden sonra farklı olacak her şey biliyorum. Hava yeniden soğuduğunda başka türkü soğuyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özledim eskiyi yalan değil. Hala yükünü hissediyorum sırtımda. Belki hafifleyecek zamanla belki ağırlaşacak bilmiyorum. Ama daha önce de söyledim, zaten özlenen şey sonsuza kadar özlenecektir. Her geçen dakikada Hiçbir şey bir önceki dakikada olduğu gibi olmayacaktır zaten bir daha. (belki de en yerinde aforizmam:)) O yüzden şikayetim de yok. Yapılacak bir şey de. Ne yapalım yani ileride özlemeyelim diye geçen zamanı, kötü mü geçirelim her anı? Belki de tek çözümü o anda yapılacak her şeyi yapmaktır. Ama özlüyorsam da özlerim. Her an daha da fazla özlerim. Ama bir şey değişmez biliyorum. Zamanla oynayabilmeyi en çok bu yüzden istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel fotoğraflarını çekti bu sefer beynim senin. Güzel tablolarını çizdi. Gitsen de yani, görebileceğim seni. Çok güzel sabah güneşlerinde fotoğraflar, hiç böylesini görmemişsindir. Kimse seni, kendin bile, benim beynimi gördüğü gibi görmemiştir. En güzel tarafı da bu zaten. Gitsen de umrumda değil o yüzden. &lt;br /&gt;En güzel halin bende, benden başka kimsenin göremeyeceği yerde. &lt;br /&gt;Ve evet, hakikaten ben olmasam o sabahta, sen o kadar güzel olmayacaktın.&lt;br /&gt;Ben varım diye güzelsin sen. &lt;br /&gt;O yüzden istediğin zaman gidebilirsin. &lt;br /&gt;Bir bakarsan göreceksin ki zaten hiç gelmedin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu hiçbir şeyi değiştirmez.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-7664912198360524163?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/7664912198360524163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/poet-acts.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7664912198360524163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7664912198360524163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/poet-acts.html' title='&quot;Poet Acts&quot;'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Mzsvf5U5c-Q/TpBUoICcdqI/AAAAAAAAAHI/nHFJDBnhxaI/s72-c/297153_10150780295595691_788520690_20717077_4591615_n.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1686544240086214591</id><published>2010-05-21T14:24:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T14:25:29.387-07:00</updated><title type='text'>BÖ!</title><content type='html'>Günü tam bilmiyorum ama uzun zaman sonra yazıyorum tekrar kendim için. Ve ilk defa bu kadar korkuyorum yazarken. Uykuya tercih ediyorum şu an yazmayı ki, dün kendi kendime bana en çok zevk veren şey sorusuna uyku diye cevap vermiştim.&lt;br /&gt;Ama başım çatlıyor ve bence bu yüzden, elim kalemi beynim kendimi özlemiş.&lt;br /&gt;Ne kadar zaman oldu beni düşünmeyeli.&lt;br /&gt;Hayatı ben'in etrafında döndürmeyeli. Gariptir ki bahsedilen zaten ben'in hayatı. Yani aslında başkasının etrafında çevirmek daha zor onu. &lt;br /&gt;Hiç diğer türlüsünü yaptığım zamanı hatırlamıyorum. Beni kendilerini düşünmemekle suçlayan insanlar var. Ama ben onları düşünmediğim o arada da başkalarını düşünüyor oluyorum zaten. &lt;br /&gt;Hayatımda ilk defa ben'den başka kimsenin önemi yok.&lt;br /&gt;Sadece hakikaten önemli olanların dışında, ki zaten onların da en büyük isteklerinden biri benim mutlu olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmek istediğim yerler var, bırakamayacağım insan yok.&lt;br /&gt;Geride kalacakları da öyle bir yücelttim ki, ne olursa olsun gelecekler benimle. Hoşnut olsam da olmasam da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık gitmekten değil, yazmaktan korkuyorum.&lt;br /&gt;Garip. &lt;br /&gt;Yazmaktan, okumaktan. Bunu okuyacaklardan korkuyorum. &lt;br /&gt;Okuyacakları özlemekten. &lt;br /&gt;Bir gün durup, bir an'ı hatırlayıp, o an elimden nasıl bir fırsat kaçırdığımı idrak etmekten.&lt;br /&gt;Keşke sarılsaymışım demekten. Keşke korkmasaymışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden korkuyorum. Kalemin elimde yapabileceklerinden. İçimden çıkarabileceklerimden. &lt;br /&gt;Burada böylece yatıp, yakınında veya uzağında durup gecelerce seni düşünmekten korkuyorum. &lt;br /&gt;O kadar çok yalan söyledim ki geçen zamanlarda, gelecek günlerden birinde, bir yalanımın benden intikam almasından korkuyorum. Hala benimle kapanmamış hesapları olmasından.&lt;br /&gt;Korkuyorum.&lt;br /&gt;Gelecek hiçbir şey geçenlerden kötü olamaz. &lt;br /&gt;Ama ben yine de korkuyorum. Hayatın hesabını senle kapamasından.&lt;br /&gt;Ama ben sana hiç yalan söylemedim ki, bir şey demek olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha seni görememekten korkuyorum. Sana uzaktan bakmaktan.&lt;br /&gt;Ama yakınınına zaten gelemiyorum ki. İstesen de gelemem ki.&lt;br /&gt;En çok hayal kuracak bir şeyimin kalmamasından korkuyorum. &lt;br /&gt;Bu bilmemezlikten korkuyorum.&lt;br /&gt;Madem okuyorsun bunları bil. &lt;br /&gt;En çok avuç içi kadar kafama sahip çıkamamaktan korkuyorum.&lt;br /&gt;En çok, en çok korkmaktan korkuyorum. &lt;br /&gt;Bahar iyiden iyiye geldi ve baharın orta yerinde mutsuz olmaktan korkuyorum. O bunu haketmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem anlamak zor. Anlatayım. Ben aslında en çok saklamaktan korkuyorum.&lt;br /&gt;-saklanmaktan. Zorunda kalmaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ben aslında en çok dışarıdan korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok aslında en en çok kendimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat yine bir şeyler hazırlıyor, bana oynuyor yine. &lt;br /&gt;Kesin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1686544240086214591?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1686544240086214591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/bo.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1686544240086214591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1686544240086214591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/bo.html' title='BÖ!'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5280746708649003288</id><published>2010-05-21T14:22:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T14:23:49.608-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delayed'/><title type='text'>Kaybolan Satranç Kariyerim</title><content type='html'>Tarih saat önemli değil artık. Tam saat okumayı öğreniyor gibiydim ki saatim durdu. &lt;br /&gt;Bir süre saati hep o sanıp okudum. Ama üçüncü de falan anladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece hatırladım, ben küçükken IQ testi olmuştum. Çok başarılı bir sonuç çıkmıştı. Bir dönem çok iyi satranç oynadığımı iddia ettiler. Ama ben nefret ettim. Satranç derslerinden kaçardım hep. Sonra çok iyi piyano çaldığımı iddia ettiler. Annemle bir antikacıda yaşadığımız bir olaydan sonra doğal yeteneğim olduğunu söylediler. Ama ben nefret ettim. Hocamın “elinin altında bir kuş varmış gibi tut, çok sıkarsan kuş ölür” benzetmesindendi bence. (hala hatırladığıma göre.) Sonra bir sürü başka şeyi de çok iyi yaptığımı iddia ettiler. İnandım. &lt;br /&gt;Ama hiçbir zaman düşünmeden sağımı solumu bilemedim. Bakar bakmaz saat okuyamadım. Adam gibi ayakkabı bağlayamadım. Bisiklete binebildiğimde bile orta okuldaydım. Zihinden müthiş problemler falan da çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hep hayatı çok iyi anladığımı düşündüm. Yani eğer bir alanda doğru çıktıysa o IQ testi, ya da zeka problemim olduğunu söyleyen doktorlar, kesinlikle o sosyal alandı. Aptallıklar yaptım evet. Ama zaten anlayabiliyorum diyorum, uygulamada bir iddiam yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiyse beyaz tavana bakmış, “Ne söylemeye çalışıyorsun bana?” derken buluyorum kendimi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5280746708649003288?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5280746708649003288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/kaybolan-satranc-kariyerim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5280746708649003288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5280746708649003288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/kaybolan-satranc-kariyerim.html' title='Kaybolan Satranç Kariyerim'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5399114366898571182</id><published>2010-05-21T14:21:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T14:22:21.976-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delayed'/><title type='text'>"Friday, I'm in Love"</title><content type='html'>Aşk, edebiyat hakkında yazı yazmak gibi bir şey.&lt;br /&gt;Müziğe şarkılar besteleme isteği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tartışılanların aksine beyinde ya da kalpte falan değil, tamamen burunda gelişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim hakkında resim yapmak hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yere varmıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5399114366898571182?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5399114366898571182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/friday-im-in-love.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5399114366898571182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5399114366898571182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/friday-im-in-love.html' title='&quot;Friday, I&apos;m in Love&quot;'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1277041123607586658</id><published>2010-05-21T14:19:00.001-07:00</published><updated>2010-05-21T14:21:12.690-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delayed'/><title type='text'>Sabah Güneşi Sidikliye</title><content type='html'>Üstünde düşünmedikçe anlamlı olan bir sürü cümle biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerin de ruh halleri varmış. O koskoca şeylerin bile. Gözünde canladıramazsın istesen. Ama varmış. Karakterleri huyları falan da varmış. Psikolojik problemleri de. Bizimkisi narsistmiş mesela. Ben artık iyice soğudum her şeyinden. Bana hakaretten başka bir şey getirmese de dilinden başka herşeyinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar bile geldi baksana. &lt;br /&gt;Ateşler yandı, gül dallarına keseler asıldı. Hatta alınıp denizlere bile atıldılar. &lt;br /&gt;Ateşim de yoktu, gül dalım da, kesem de. Ama içine koyacak dileklerim vardı. Ben de bir saksı dibi buldum. Gömdüm dileğimi. Hayatımda dilediğim en “genel” dilekti. Bir saksı dibine bıraktım işte, yukarıdakinin insiyatifindeyim. &lt;br /&gt;Ve yalan değil, o gömmeden sonra bir şeyler getirdi hayat bana. Ama dileğim doğrultusundalar mı bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımda kendimden başka hiç kimsenin olmadığı bir zamandayım. Kendimden bir tane daha bulup, kendimle düet yapmak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal bir hayat yaşamak isteseydim, bunu seçebilirdim. Herşeyin bir seçimden ibaret olduğunu çok küçükken öğrenmiştim. Ve bunu isteseydim, bunu bana öğretenimin ölümünü izlemezdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1277041123607586658?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1277041123607586658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/sabah-gunesi-sidikliye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1277041123607586658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1277041123607586658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/05/sabah-gunesi-sidikliye.html' title='Sabah Güneşi Sidikliye'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-9203741211715766287</id><published>2010-02-10T14:16:00.000-08:00</published><updated>2010-04-12T14:59:43.094-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dear diary'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>On-The-Go List</title><content type='html'>himhim buldum. bu zamanimin en guzel sarkilarini, durmadan acip acip dinledigim sarkilari buldum ben.&lt;br /&gt;ve yoo bir sey değismedi. hersey ayni.&lt;br /&gt;ama bunlardan daha guzel sarkilar yokmus gibi geliyor bana son 2-3 haftadir.&lt;br /&gt;hele just in time favorim. &lt;br /&gt;babamin arabasinda dubai radyosu dinlerken dusundum bunlari.&lt;br /&gt;sonsuza dek fon muzigim olun tamam mi? sizi dinleyecek kadar huzurlu olayim hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just In Time - Nina Simone&lt;br /&gt;Georgia On My Mind - Ray Charles&lt;br /&gt;I Fall In Love Too Easily - Chet Baker&lt;br /&gt;It Had To Be You - Billie Holiday&lt;br /&gt;My Funny Valentine - Chet Baker&lt;br /&gt;Crazy - Norah Jones&lt;br /&gt;Sitting Waiting Wishing - Jack Johnson&lt;br /&gt;Across The Universe - Rufus Wainwright&lt;br /&gt;Girl - The Beatles&lt;br /&gt;Strangers In The Night - Frank Sinatra&lt;br /&gt;Because - Dana Fuchs&lt;br /&gt;Quelqu'un m'a Dit - Carla Bruni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paylasayim dedim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-9203741211715766287?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/9203741211715766287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/on-go-list.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/9203741211715766287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/9203741211715766287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/on-go-list.html' title='On-The-Go List'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-7453192268859139483</id><published>2010-02-08T14:16:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T14:43:12.867-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dear diary'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>bi fikrim var! *</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S3CTWKJMSFI/AAAAAAAAADw/1R8LQJU3nBA/s1600-h/n788520690_3432321_112.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 247px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S3CTWKJMSFI/AAAAAAAAADw/1R8LQJU3nBA/s320/n788520690_3432321_112.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436006759125502034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gece 3. yanimda babam uyuyor, ben de disney channel izliyorum. &lt;br /&gt;aile hayatini ozledim ya. vallahi ozledim. vikingler izledigim zamanlari.* ve olene kadar da ozleyecegim sanirim. -&lt;br /&gt;icimdeki kaslari kalkik kucuk acilarin cocugunu burada susturuyorum.&lt;br /&gt;kendim icin uzulmeyi birakiyorum.&lt;br /&gt;cunku aslinda teknik olarak, ozledigin her seyi olene kadar ozleyeceksindir zaten. gercekten ozlemse hissettigin. ve heraklit'in en basit ogretisine inaniyorsan.&lt;br /&gt;yani bir gun akan suyundan cikip ya da cikartilip biraz ormanin derinliklerine atildiysan, ya da oylesine keyifli br yuruyuse de cikmis olabilirsin, bir noktada durup akan suyunu' icinde hissettiklerini, siril siril akisini ozlemeye basladiysan, "ay ne tatli akardi derecigim" diyorsan ve tabi ki geri donmek istiyorsan... hadi yolunu da buldun da dondun diyelim. dondugunde madem sen de akan su da degismis olacaksiniz, o zaman neden donmeye calistin o kadar, neyi kovaladin ki?&lt;br /&gt;hic bir sekilde inkar edilemez bir gercek var ki her gecen saniye ozlenebilir teker teker, kafayi yemissen eger. yani ben babamin horlamalarini bile ozleyebilirim bir gun kafayi yersem eger. baska asla inkar edilemez sey de ozlemin dunyanin en cirkin hissiyati oldugu. ama var. var diye cirkin. cirkin diye guzel. &lt;br /&gt;"... eg basini usul usul yuru simdi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s. masumiyet'ten bir alintiyla bitirmis olabilirim ama hakikaten asla arabesk degilim. mantigi hisset bebegim!&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-7453192268859139483?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/7453192268859139483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/bi-fikrim-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7453192268859139483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7453192268859139483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/bi-fikrim-var.html' title='bi fikrim var! *'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S3CTWKJMSFI/AAAAAAAAADw/1R8LQJU3nBA/s72-c/n788520690_3432321_112.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5463794890332285160</id><published>2010-02-07T11:44:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T14:18:40.986-08:00</updated><title type='text'>operim</title><content type='html'>bugun seninle cok ugrastim blog!&lt;br /&gt;vallahi en sonunda emo yapicaktim birakicaktim arayuzunu. &lt;br /&gt;hem sululuguna, hem ciddiyetine uygun bir sey bulmak cok zordu. bulamadim da zira. &lt;br /&gt;sonuc nooldu bilmiyorum da.&lt;br /&gt;umarim yeni adini severim, seversin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5463794890332285160?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5463794890332285160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/operim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5463794890332285160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5463794890332285160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/02/operim.html' title='operim'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-9203119389214753342</id><published>2010-01-17T11:22:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T07:43:14.939-07:00</updated><title type='text'>"Partir, c'est mourir un peu."</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;O kadar çok insan gönderdim, o kadar azını karşıladım ki hayatımda artık nasırlaşmışım onu farkettim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Gideni hep nasıl da kıskandığımı farkettim. Cesaretini, şapşallığını, nefret edeceği yalnızlığını, balıklama atlamayı becerebildiği bilinmezliği.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bazen, üzerine bindiğim herşeyin giden araçlar olduğu hayaller görüyorum. Yaratıyorum yani. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Yatağımın yüzdüğü, masamın rayların, koltuğumun asfaltların üzerinde gittiği.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Artık dursunlar diye yalvardığım hayaller görüyorum. Ağladığım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Çünkü, evet hala çıkamadım buradan. Bir tanecik bile adım atamadım. Ve üstüne uyumak, yazmak, oturmak için öylesine bindiğim şeylerden biri, bir anda zorla beni götürmedikçe de beceremeyeceğim sanırım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bilmediğim, tanımadığım, korktuğum yerlere gitmek istiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ufacık da olsa bir şeylerimin ölmesi gerektiğini farkettim. Çok kızgınım çünkü kendime. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bir de böyle yalnız, mor yatağımda yatıp dışarıdan hiç ses duymazken, cisimleri insan sanabildiğimi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ve bir de, fal bakarken tarif edilemez bir heyecan yaşarken yakaladım kendimi. Ve bunu her seferinde yaşadığımı farkettim. İskambillerin ölüm kalım meseleleri olduğunu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;(Not: Şu an Kuzguncuk Tütün Deposu Sahnesi'nde oynayan Annemin Cesareti oyununun etkisinde yazılmıştır. Çok büyük şiddetle tavsiye ediyorum.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-9203119389214753342?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/9203119389214753342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/01/partir-cest-mourir-un-peu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/9203119389214753342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/9203119389214753342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2010/01/partir-cest-mourir-un-peu.html' title='&quot;Partir, c&apos;est mourir un peu.&quot;'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-4315642157028724999</id><published>2009-12-19T15:47:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T07:48:37.084-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>Ve Hayır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sy1sCMV0OQI/AAAAAAAAAC8/fkSDMHD7LgA/s1600-h/112lx.png"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 289px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sy1sCMV0OQI/AAAAAAAAAC8/fkSDMHD7LgA/s320/112lx.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417104711724841218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Tersten başlamanın nesi yanlış?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu şarkı benim için çok şey demek. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu sefer yeni bir şey deneyeceğim. Hep hissettiklerimi yazdım ya, şimdi hissizliğimi yazacağım. Ben.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ama yine de çok şey diyor şarkılar. Biri beni konuştursa bir şeyler diyebilirdim belki. Ama tek kelimelik cevaplar vermek istiyorum. Ben. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve hayatım denen yerden çıkarmak istediğim o kadar çok insan var ki. Ve geri almak istediğim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eskiye dönmek istiyorum. Evime. Bağırarak şarkı söyleyebildiğim zamanlara. Sabahın ilk güneşinde rakılarımızı kaldırdığımız günlere. Kendimizi tutmadığımız. Birbirimizi tuttuğumuz, takım gibi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Uzaklaşıyorum oradan, gerek yok. Ağzımdan o sihirli kelimenin çıkabilmesini o kadar çok istiyorum ki. Başlığımdaki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yanlış taraftayım. Eskiyi istiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Babama, çölümüze gitmek istiyorum!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ama yine de bir şeyler götürebilirdim yanımda, hala ilgimi çeken hala ilgisini çekebildiğim şeyler var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Etrafımda dönüp duran o kocaman, sonsuz aşk milyonlarca güneşin ısıtabileceği kadar ısıtıyor beni. Ve ölmeyecek. Hep içimde olan, hep içinde olduğum o işte! Ve beni evrenin öbür ucuna çağırıyor. Farkındayım. Kelimeler bir kağıt bardağın içine yağan sağnak gibi. Sığmıyorlar cümlelerime, anlamlarım büyük geliyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve benim dünyamı hiç bir şey değiştiremeyecek. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Tıpkı o şarkıdaki gibi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte benim hiç bir şey hissetmeyişim böyle oluyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İyi mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Beni yanlış anlıyorsunuz. Oysa ben ne doğru, ne yanlış, hiç bir türlü anlaşılmak istemiyorum ki. Ben. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir şey diyeceğim ya. Açtım bütün yolları çıksanıza kafamdan. Gidip uyurdum sonra belki. Sabah da kar yağabilirdi. Boş aynalara bakıyorum sizin yüzünüzden. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Of nasıl da hiç bir şeye ihtiyacım yok elimde şu kalem varken...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çelişmeden bir paragraf bile geçiremiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir de son bir şey daha var; hepimiz burada, aynı yerdeyiz aslında biliyorsunuz değil mi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Boşuna bekliyorsunuz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zaten orada olan kimsenin gelişini göremezsiniz artık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-4315642157028724999?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/4315642157028724999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ve-hayr.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4315642157028724999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4315642157028724999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ve-hayr.html' title='Ve Hayır'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sy1sCMV0OQI/AAAAAAAAAC8/fkSDMHD7LgA/s72-c/112lx.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1377017550914758666</id><published>2009-12-18T10:42:00.000-08:00</published><updated>2009-12-18T10:45:39.964-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvNyUySCxI/AAAAAAAAAC0/IfSswMA8IAc/s1600-h/IMG_0070.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvNyUySCxI/AAAAAAAAAC0/IfSswMA8IAc/s400/IMG_0070.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416649241299913490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ruh hali.&lt;div&gt;(üstteki yazının altı.)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1377017550914758666?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1377017550914758666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ruh-hali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1377017550914758666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1377017550914758666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ruh-hali.html' title=''/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvNyUySCxI/AAAAAAAAAC0/IfSswMA8IAc/s72-c/IMG_0070.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-4673301243447585624</id><published>2009-12-18T10:38:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T07:45:58.912-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>Masa'dan Uzak'a</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvMnDJ9inI/AAAAAAAAACk/evOpIId3Or0/s1600-h/IMG_0046.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvMnDJ9inI/AAAAAAAAACk/evOpIId3Or0/s320/IMG_0046.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416647948077206130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Yazmam gerek biliyorsun değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Bu zaman dilimi için fazla bu kadar düşünce. Ve ben kalem tutmaktan başka bir şey yapamıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Kimse bilmiyor kafamdan geçenleri. Kocaman pijamalarımın içinde bu güzel ışıkta oturuyorum.  Ve ben burayı çok seviyorum. Karşımda annemin, dedemin fotoğrafları. Gidiş resimleri. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Şu an gitmek istediğim kadar uzağa gitmedim hiç. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Benim gibiler sorunu kendileri buluveriyorlar sanırım. Kendi bulduğun sana gelenden beter oluyor. Evde kendi imkanlarımla hazırladım bu halimi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Giriyoruz mutfağa, önümüze kocaman bir tencere alıyoruz. Suyla dolduruyoruz tencereyi. Yalnızlığı atıveriyoruz su'yun içine. Suyu çekiyor. Şişiyor. Sonra sırasıyla  biraz tramvalardan alıyorsun. (Önceden aşılmış da olabilirler.) Bolca gerçekleşmeyen hayal, uykusuzluk. Bolca inat ediyorsunuz. Ertelemeler çok önemli. (Bunların önceden ayrı yerlerde kavrulması önerilir.) Yemeğimizin en güzel kısmı her tarafınızda bulabileceğiniz malzemelerdn yapılmasıdır.  Burası önemli; bu yemeğmizi pişerken izlemelisiniz. Zaten çok uzun sürmüyor, en hızlı pişenlerdendir. Son olarak bir kaç olumsuzluk eki eklemek şart. Sorunumuz hemencecik servise hazır! Elinizdeki malzemelere göre ekleme yapabilirsiniz, bu yemeğin başka bir güzel kısmı da garip bir şekilde herşeyle yakışması. Yalnız, bu yemek tek kişiliktir, çünkü pişene kadar -nedense- etrafındaki herkesi kaçırmışsındır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Afiyet olsun!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Buradan gitsem, hiç gitmediğim, gitmeye korktuğum kadar uzağa. Masama binsem de gitsek. Bütün hayatım çekmecelerine sığar mı acaba? Gitsem de korkumdan götüreceğim yanımda biliyorsun. Kafamın içinde bir sürü hayvan var. Ve itiraf ediyorum bazıları da tilki. Ben buraya hapisim. En son yazdığımda da söyledim ; on dakika bile aynı boyutta kalamıyorum. Ve hiç bir şey bilmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Kalp atışlarıyla başlıyor. Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını biliyorum sadece. Ama büyüdükçe her ne biliyorsam, daha az bildiğim kesin. Ve yaşlı olmama rağmen bir hayli hayat yaşadım. Ve gördükçe, daha da az büyüyorum. Tohumları görseydim daha kolay sevebilirdim. Sonra seni görüyorum. Öyle tesadüfen, uzaktan bana bakıyorsun, donuk. Benden fazlasını istiyorsun. Ben sadece denemeyi biliyorum. Keşke bütün gerçekleri görmeseydim, gerçek atfedilen insanların aslında hiç de öyle olmadığını. Çünkü sevdikçe seviyorum, deniyorum. Kendim için kurduğumu sandığım her hayalin arkasından el sallıyorum bu sefer de. Her şey o zaman oluyor işte. Yine seni görüyorum, öyle uzaktan yine donuk, yine cansız bana bakıyorsun. Olabileceğim her şeyim. Yine sadece deneyebiliyorum. Geçip giden bütün anlara geri dön ve onları sonsuz yap istiyorum. Yorgunsun.  Birbirimizin olmasını istediklerimiz kadar mükemmel olmayacağız hiç bir zaman. O kadar mükemmel olabilen tek şey hayat. Ben bu kadarım işte. Sen de. Biz de. Bilemedikleri, bilmedikleri kadar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Ve bunların hepsi aynı şey galiba.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;Bunların hepsini masana anlattım. Duydun mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-4673301243447585624?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/4673301243447585624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/masadan-uzaka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4673301243447585624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4673301243447585624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/masadan-uzaka.html' title='Masa&apos;dan Uzak&apos;a'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SyvMnDJ9inI/AAAAAAAAACk/evOpIId3Or0/s72-c/IMG_0046.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1730943339113714144</id><published>2009-12-07T10:34:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T07:50:09.500-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>Minicik Devler, Kocaman Cüceler (Ben ve Gitmek)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1ZwxQ5_UI/AAAAAAAAACI/KfZ8fbS5UPQ/s1600-h/hercules_by_peepingsue.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1ZwxQ5_UI/AAAAAAAAACI/KfZ8fbS5UPQ/s320/hercules_by_peepingsue.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412581021562043714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kocaman sıcak su dolu bir küvet yatağım olsun istiyorum. Suyun içinde uyumak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Yalnız kalmanın hastasıyım. Ondan duşu da, uyumayı bu kadar seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçmiş zamanların birinde "duşta ağlamak ne kolay, sudan mı saklayacağım suyun bildiğini?" diye yazmışım, adımı fazlaca alegorik kullanarak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama küvet dolu artık, tek bir damla bile alamaz. Ve banyoyu ıslatmak istemiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Suyun altında kaldı Monet, battı hiç batmayacak denen."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık ağlamıyorum da ben zaten. Sadece o yatağımdan çıkarken, arkasından kapıyı kapatırken bir de. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biliyor musun son zamanlarda en sevdiğim yer bizim evin önündeki otobüs durağı. İlham bulmaya gidiyorum bazen oraya. Bütün taşıtları aynı anda görüyor orası. Tren, araba, vapur, otobüs... İnsanların gidişlerini izlemeyi seviyorum. (Belki de bir savunma mekanizması bu.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gitsinler, izleyeyim. Ben de gideyim. Ama asla peşlerinden değil. Seviyorum gitmeyi, gidebilmeyi. Hazır gidebilecekken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen de git koca adamım. Gitmek istediğin, istemediğin her yere. Git. Ben izleyeceğim, sen git. Yaşamak için yapıyorum sanma. Yaşamayacağım sandığın anlamda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkimize de dışarıdan bakacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Git kocaman, minicik adamım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özgürlüğün acı veren bir titreyiş olduğu yalan!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah be Heraklit, Nazım haklıymış hakikaten üzerine şiirler yazılacak dertleşilecek adammışsın. En sorulası soruyu sormuş sana; "Bu ne mene gidiştir?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bu iyi bir şeydir. Kim ne derse desin, bu eylem güzeldir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçek'ten güzeldir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve kainatın geri kalanını bilmem ama benim için geçerli bir şey söylemişsin, "Herşey sudan oluşur." derken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nasıl anlarsınız bilmem ama siz kainatın geri kalanı, kocaman cüceler, minicik devler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam olarak nereye gittim bilmiyorum ama dışınızda hissediyorum. Dışarılarda. Hiç gitmediğim yerlerde. Belki de siz gönderdiniz bilmiyorum. Büyük ivmelerle bir yerlerden düşerek uyanıyorum. Sonra alçalarak geri uyuyorum hemen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tercih meseleleri, uygulamadalar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yanımdaki ikinci insanın, kafamın hangi köşesinin oyunu, defansı olursa olsun. Gideceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, biraz seni de alacağım. Herkesten bir tutam alacağım. Kendime katacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seviyorum ne yapayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve evet aslında söylemek istediğim; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Burada böylece duruyor olmam, bir yere gitmediğim anlamına gelmez. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benimki bir sevme meselesi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;                                               -Gitmeyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1730943339113714144?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1730943339113714144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/minicik-devler-kocaman-cuceler-ben-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1730943339113714144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1730943339113714144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/minicik-devler-kocaman-cuceler-ben-ve.html' title='Minicik Devler, Kocaman Cüceler (Ben ve Gitmek)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1ZwxQ5_UI/AAAAAAAAACI/KfZ8fbS5UPQ/s72-c/hercules_by_peepingsue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5680638504072842370</id><published>2009-12-07T10:18:00.001-08:00</published><updated>2009-12-07T12:14:48.557-08:00</updated><title type='text'>Ruh Bandı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1Z-xu0TYI/AAAAAAAAACQ/zg9SY9QVf3s/s1600-h/were_there_spelling_errors_by_peepingsue.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1Z-xu0TYI/AAAAAAAAACQ/zg9SY9QVf3s/s320/were_there_spelling_errors_by_peepingsue.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412581262205668738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yok, yok. Olmuyor. Daha fazlası lazım.&lt;div&gt;Başaramıyorum. Olamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünyanın yuvarlaklığı kadar alışılagelmiş bir şey bile büyüleyebilirdi beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gökyüzü bu mevsim hiç mavi olamadığındandır belki de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hakikaten daha fazlası gerek. Dünyanın dönebilirliğine inanmam için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rüzgar beni bu kadar uçurduğundandır belki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafam karışıyor gerçekten. Gerçek'ten.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tercih meseleleri hala yürürlükte olsa da, olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni severim Heraklit bilirsin. Ama kandırdın beni. Değişmeyen tek şey değişimin olmaması benim hayatımda. Devinimle yaşayamamam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Etrafımdaki insanlar hayatın içinde yer değiştiriyorlar sürekli. Bende neden öyle işlemiyor?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman, hayat her neyse, ben duruyorum içimden gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayat benden geçiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü dünyanın yuvarlaklığına hala şaşırıyorum. Rüzgar hala büyülüyor beni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ne biliyor musun? Bir boğanın boynuzlarının tepesinde bir tepside olabileceğimize hala ihtimal veriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü hala "sana" inat çelişiyorum kendimle. Bir tek bunu yaparken korkmuyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hani şu selobantları açmaya çalışırken ucunu bulamazsın ya bir türlü. Sonsuz gibi gelir o minicik yuvarlağın çapı. Aynı yerden defalarca geçersin tırnağının ucuyla, her seferinde de ilk defa geçtiğini sanarsın içinden. Yediremezsin kendine, minicik, yapışmaktan başka bir işlevi olmayan, canlı bile olmayan bir şeyin beynine oyunlar oynayabileceğini. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonsuz olduğuna inanmak daha kolaydır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buralarda olsa kesin bulurdum ucunu dersin. Hiç açılmadığını, açılmayacağını bile sanabilirsin bir süre sonunda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ne yapacağım biliyor musun? Bu zamanlardan birinde o uçlarını kıvıracağım bütün bantların. Öyle saklayacağım hepsini bir kenarda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra da lazım oldukça ruhumu bantlayacağım, boydan boya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Işıkta parlayacak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5680638504072842370?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5680638504072842370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ruh-band.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5680638504072842370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5680638504072842370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/ruh-band.html' title='Ruh Bandı'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1Z-xu0TYI/AAAAAAAAACQ/zg9SY9QVf3s/s72-c/were_there_spelling_errors_by_peepingsue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5356538643795729506</id><published>2009-12-07T08:40:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T11:38:54.799-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şizoit monologlar'/><title type='text'>Yazmak Diye - şizoit monologlar 6 (durum kötüye gitmektedir.)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1aWltU7lI/AAAAAAAAACY/wk22dsG7Nak/s1600-h/500full-marlon-brando.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1aWltU7lI/AAAAAAAAACY/wk22dsG7Nak/s320/500full-marlon-brando.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412581671295053394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;şapkayla dışarı çıkma cesaretine belli bir uykusuzluk düzeyinde ulaşılır.&lt;div&gt;ve evet bu önemli bir şeydir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;dedi kızlardan biri diğerine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kelimeler... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;çok acayip şeyler&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;diye cevap verdi öbürü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içimdeler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5356538643795729506?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5356538643795729506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/yazmak-diye-sizoit-monologlar-6-durum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5356538643795729506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5356538643795729506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/12/yazmak-diye-sizoit-monologlar-6-durum.html' title='Yazmak Diye - şizoit monologlar 6 (durum kötüye gitmektedir.)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/Sx1aWltU7lI/AAAAAAAAACY/wk22dsG7Nak/s72-c/500full-marlon-brando.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-2102911579215362307</id><published>2009-11-27T16:28:00.000-08:00</published><updated>2010-05-17T16:29:02.242-07:00</updated><title type='text'>A-aa.</title><content type='html'>bir tarih yazmak tamamen denk gelmelerle ilgilidir demişti bi hocam. siyaset anlatıyordu. toplumların geçirdiği depresyonlardı konu. en büyük örneği de Hitler'in Almanya'da iktidara gelişiydi. hocanın söylediğine göre o toplumun o dönemde ona ihtiyacı vardı ve Hitler gibi bir adamı bile isteyebilmişlerdi. küçük adolf'u kocaman Hitler yapmışlardı. &lt;div&gt;bence Almanya'yla Hitler arasındaki şey aşkın ta kendisiydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hani o benim saatlerce tanımladığım şey var ya, buydu işte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hani tek bi bünyeye sığdıramadığım, hayatın ta kendisidir o dediğim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu kadar da basitmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ya da değilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-bunu sen anlattın ama bana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;benim bu ara neye ihtiyacım var da bu halime bu kadar aşığım bilmiyorum ama. ben bu ara hiç bir şey bilmiyorum. ben aslında kimseyi tanımamışım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve evet aslında ben de kimsenin olmadığı bir yerlerden birilerine bir şeyler yazmak istiyorum. ve sanırım öz'lerime yazıyorum bu ara hep. evime bolca hububat depoladım, çıkmayacağım burdan sanırım bir süre. istemiyorum. zaten çıkmaya da halim yok.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;a ama bil ki, bunu sen yaptın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve evet bu sefer çok fiyakalı cümleler kuramadım, bu da böyle olsun. -&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-2102911579215362307?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/2102911579215362307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/11/aa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2102911579215362307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2102911579215362307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/11/aa.html' title='A-aa.'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-8626868509931449089</id><published>2009-11-04T17:56:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T07:51:42.972-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>-</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;onun.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;kafamda kurduğum bütün şeyler şunun başına gidince uyuz oluyorum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ama biliyorum yazmam gerek şu an. senin masanda oturup, bütün çocukluğum boyunca seni hatırladığım şekline bürünmem gerek.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü. şu an.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ve ben bir yerlerden kaçıyorum. şu an.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ben bu günlerde hep bir yerlerden kaçıyorum. ve insanlar bilmiyor nereye, neden gittiğimi.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ben de. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;e burada söylüyorum ama işte? boşver. bunu kimse okumaz. bunları kimse okumaz. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;biliyorlar, sıkılıyorlar, haklılar.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ne yapayım olmuyor sizinkiler gibi. böyle işte. çok umrumda da değil.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü.bugün.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ve ben bu şarkıyı bugün defalarca dinleyeceğim.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ben bu şarkıyı hep duyuyorum kafamda. ve insanlar bilmiyor neden, kime ağlamak istediğimi.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ben de. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;e şimdi söylüyorum ya işte? olsun. kimse okumaz bunu. baksa da görmez belki. bunları kimse görmez.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bilmiyorlar. söylemiyorum ki aslında. haklılar.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bilmiyorlar. çok fazla artık herşey.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;çok fazla uykum var. çok fazla işim var. çok fazla pisim. çok fazla gri hava. şarkı çok fazla güzel. öteki çok fazla şirin. çok fazla kırlıyor kalbim. çok fazla para harcadım. çok fazla istiyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bir ben, bir o, azız. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;her şey egzejere edilmiş. ve ben sevmem abartmayı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ama bilmiyorlar, abartmam aslında ben hiç.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;kollarımda garip bir his var. hani sanki çok önemli bir şey söylemeden önce heyecanlanırsın ya, nolur mahvetmeyeyim bu güzel cümleyi diye.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü. saat 4 oluyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ve ben kırık kalpler albümünü içiyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;herşeyin bu kadar fazlayken evet kırılıyor kalbim hala. ayıp. ama öyle. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;kırıyor kalbimi ufacık bir şey bile. şu an kendini tatmin eden bir adam. sigaramı evinde unuttuğum adam. ve bilmiyor bu gün ne demek. ne yapsın. bilemez. ne yapayım. seviyorum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;çok uzun yollar gitmek istiyorum evime ulaşan. ama ulaşayım sonunda. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;saat sabah 4. kasım başı. hava çok soğuk. ve ben ağlamak istiyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;utanmadan.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü bugün onun. ve ben kutlamak istiyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;herşey tersine dönüyor o zaman. kimse bilmiyor ki, kimse hatırlamıyor ki. belki bir zaman sonra okuyacaklar bunu belki seneye bugün, belki bir hafta sonra. ama bir şey ifade etmeyecek onlar için. anlamazlar, anlamasınlar ya zaten hani. ondan ya bütün bu sıkıntı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bir sen bir ben biliyoruz ya bu ne demek. bize özel. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;michelangelonun dediği gibisin, mermerin içine saklanmış bir melek heykeli. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bir sen, bir ben, biliyoruz. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;tersine ama herşey. şimdi ben hiç bir şey yapmak istemiyorum. bütün uykum kaçtı. yapılabilecek hiç bir şey yok. şarkı yetmiyor artık. şirinlik uçtu gitti. kalbim taş. para zaten yok. hiç bir şey istemiyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ama havanın rengi tersten de gri.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;geçen okudum bir yerlerde, yazmış biri. ben bu hafta bunları bunları yaptım, peki sen ne yaptın diye. düşündüm ben bu hafta. çok. az. fazla. farketmez. tersten de düşündüm ama. o yazan da girdi aralarına düşüncelerin, belki okur bir gün bir yerlerde bunu. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;hiç bu kadar basit bir şeyi bu kadar isteyip de yapamadığım olmamıştı. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ağlamak ya. basit işte.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;doğumgünü. bugün. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ve benim sınavım var bir kaç saat sonra.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ne saçmalık, ne abartı, ne arabesk, ne acıtasyon, ne kelime oyunu di mi?&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;ama gerçek.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;bu kadar.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-8626868509931449089?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/8626868509931449089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/11/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8626868509931449089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8626868509931449089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/11/blog-post.html' title='-'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-2048893080615019582</id><published>2009-10-23T02:35:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T07:52:27.712-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>Nazım'ı özlemek (şizoit monologlar 5)</title><content type='html'>senin de bazen bir yerlerin acıyor mu? parmaklarının ucu, sol kulağın ya da?&lt;br /&gt;benim acıyor bir yerlerim hep. hissetmiyorum zamanın çoğusunda.&lt;br /&gt;bazen üç tane selvi görüyorum gözümün önünde. diz boyu karlı bir geceye gidiyorum.&lt;br /&gt;anlıyorum.&lt;br /&gt;benim bazen bir yerlerim acıyor. bir yerlere bir şey edilmiş gibiyim. tam olmayan bir şey var.&lt;br /&gt;olmayan, olamayan, gitmiş ya da hiç gelmemiş bir şey.&lt;br /&gt;hani küçükken böyle tam kaburgalarımızın sol yanı acırdı bazen. anneme derdik şuram acıyor diye. o da "boşluk orası." derdi.&lt;br /&gt;hatırladın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o rüyayı ben de gördüm.&lt;br /&gt;-Nazım, ben şimdi bu elmayı napayım?&lt;br /&gt;-ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama hala bilyorum ayıp değil, ne ben olmak&lt;br /&gt;                                                                        ne o&lt;br /&gt;                                                                           ne sen&lt;br /&gt;                                                                                ne -siz&lt;br /&gt;                                                                                       ne biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-2048893080615019582?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/2048893080615019582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/nazm-ozlemek-sizoit-monologlar-5.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2048893080615019582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2048893080615019582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/nazm-ozlemek-sizoit-monologlar-5.html' title='Nazım&apos;ı özlemek (şizoit monologlar 5)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-795154060382145111</id><published>2009-10-22T16:21:00.001-07:00</published><updated>2010-03-23T07:54:09.397-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>ben aysesu, nasilim?  (sizoit monologlar 4 - kucuk mazosistin itiraflari)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SuDsJqJt1SI/AAAAAAAAAB4/Zg0iNzZUNFU/s1600-h/disturbed_by_peepingsue.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; FLOAT: right; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395572004267873570" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SuDsJqJt1SI/AAAAAAAAAB4/Zg0iNzZUNFU/s320/disturbed_by_peepingsue.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ben kimseyi dinlemedim.&lt;br /&gt;onu tekrar yanima aldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi yatagimdan kovuyorum, salonumda uyuyor.&lt;br /&gt;yatagima gelsin istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelmiyor.&lt;br /&gt;usuyecek diye korkuyorum, daha beter hasta olmasin diye.&lt;br /&gt;o benim oglum, icimden cikaramiyorum.&lt;br /&gt;atsam atilmiyor, satsam satilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi ona bakmam yasak. beni kendimden suphe ettiriyor. simdi artik kendime de inanmiyorum. olmayanla bile iliskimi surduremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi beni her zamankinden daha cok kiskandiriyor. her zamankinden daha cok siir okuyorum. her zamankinden daha cok useniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi butun hersey her zamankinden daha cok benim icinken daha az huzur buluyorum.&lt;br /&gt;simdi her zamankinden daha beter yalnizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kelimeler hala zor, harfler hala bulunamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi her zamankinden daha uc kagitciyim.&lt;br /&gt;kendimi dolandiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-795154060382145111?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/795154060382145111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/ben-aysesu-nasilim-sizoit-monologlar-4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/795154060382145111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/795154060382145111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/ben-aysesu-nasilim-sizoit-monologlar-4.html' title='ben aysesu, nasilim?  (sizoit monologlar 4 - kucuk mazosistin itiraflari)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SuDsJqJt1SI/AAAAAAAAAB4/Zg0iNzZUNFU/s72-c/disturbed_by_peepingsue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-3578942534356479343</id><published>2009-10-11T09:52:00.000-07:00</published><updated>2009-10-14T13:40:12.116-07:00</updated><title type='text'>itiraf</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2-hqffbI/AAAAAAAAABw/4ttQjVBX3YU/s1600-h/cekirdek_by_peepingsue.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2-hqffbI/AAAAAAAAABw/4ttQjVBX3YU/s320/cekirdek_by_peepingsue.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392558051639131570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Leyla'dan geçme faslındayım,&lt;div&gt;Mevla'yı bulma yollarında..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bir Leyla bulursam her an dönebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(oğulcan'ı özlemek.)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-3578942534356479343?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/3578942534356479343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/itiraf.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3578942534356479343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3578942534356479343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/itiraf.html' title='itiraf'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2-hqffbI/AAAAAAAAABw/4ttQjVBX3YU/s72-c/cekirdek_by_peepingsue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-3086314931577695090</id><published>2009-10-09T20:24:00.000-07:00</published><updated>2010-02-07T11:37:10.571-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corny'/><title type='text'>niye bizi anlamıyollar?!</title><content type='html'>bu mevsim çok kötü oldu. herkeste bi haller var da ben o halleri hep geriden yakalıyorum o koyuyor en çok bana. ondan kimseyle beraber atlatamıyorum hiç bişeyi. &lt;div&gt;zor geliyor be kardeşim birileriyle yaşamayı bu kadar çok istedikten sonra zorlanmak koyuyor adama. şu saatte kulaklıkla müzik dinlemek zorunda olmak zor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gitmek istediğim her yere yürüme mesafesindeyken çıkmaya halim yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaşamaya üşeniyorum dedim geçen gün kendi kendime çok hoşuma gitti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sanatsal kaygılarım bi yanda o kadar balçık bi kıvamdayım ki neresinden tutsam edebi olmuyor hocam, beceremiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yapmak zorunda olduğum işlerde bile önceden düşündüklerimi kullanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ya da kafama bir yerlerden ilham düşmesini bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;pek verimli olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama bol bol ütü yapıyorum. ikinci bahar dvdleri izliyorum. çocukluğum favori dizisini daha bi ağkayarak falan izliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu mevsim kötü oldu. geyik bi depresyona döndü o kaliteli depresyonumuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu ne hal abi, sıkıldım kendimden ya. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;o değil de bu saatte ağızda sigara ipod ışığıyla çakmak aramak koyuyor insana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çıldırmak, diyordu küçük kız. saçmalamak. tam da bu. neye ne hissedeceğini bilememek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çok sıkılıyordu küçük kız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sıkıntıdan uyuyamıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;saçmalıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-3086314931577695090?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/3086314931577695090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/niye-bizi-anlamyollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3086314931577695090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3086314931577695090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/niye-bizi-anlamyollar.html' title='niye bizi anlamıyollar?!'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-4837974674266890814</id><published>2009-10-09T20:09:00.000-07:00</published><updated>2010-02-07T11:42:38.497-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şizoit monologlar'/><title type='text'>Madem ki depresyondayım! - Yüzsüz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2MbvrogI/AAAAAAAAABg/p4VNDczVErg/s1600-h/gunesli+pazartesililer.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2MbvrogI/AAAAAAAAABg/p4VNDczVErg/s320/gunesli+pazartesililer.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392557191056826882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:arial;font-size:13px;"&gt;nerdesin napıosun hiç bilmiyorum. ama geride bıraktığın ülkende saat 6ya geliyor. sabah. ayazı çıktı bile. ayaklarım üşüyor.&lt;div&gt;bu saatte yapılan tek eylemim var uyuyamamak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uyku konusundaki yeteneksizliğimizi hep birbirimizle paylaşırız diye bu yüzsüz yazı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aylar önce kendime bunu yapamam dediğim şeyi tekrarlamamanın haksız gururu, haklı hayal kırıklığı. buna koop island blues ve cohen'in famous blue raincoat'u eşlik etti. sonra ipod'umun 25 most played listesi bana ne kadar da depresyonda olduğumu hatırlattı. ve karşındayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ne kadar da uzağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;en azından ben. aptalım. zavallıyım. gerizekalıyım! bütün gücümü tüketmiş şeyleri değiştirmeye çalışıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dizilerde bile benden çabuk akıllanıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;nasıl da tek insanmışsın gibi geliyor biliyor musun? nasıl da yeri değiştirelemez. nasıl da VAR. nasıl da YOK. nasıl iyi ki de var, nasıl iyi ki de yok. nasıl uzak bana, nasıl iyi ki de uzak, nasıl iyi ki de bu kadar "güzele" yakın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama işin garibi konuşmuyorum bile. ağzım açılsa neler diyecek sanki. ama harflerin yerini bulmak bile zor, nerde kaldı kelimeler. hele cümleler. çok zorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sadece noktalar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;benim üzerinde durduğum var bi tane.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çok uzağım ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;o kadar ki son bir aydır sabahları nerdeyim ben diye uyanıyorum. yarım saat kadar adapte olamıyorum dünyaya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;nasıl bu hale geldim, neden geldim, ne getirdi beni buraya bilmiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendimle tartışma halindeyim sürekli. hem hiç sevmiyorum hem aşığım ona ya, ondan oluyor hepsi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;babamı özlüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir de konuşamıyorum. yazamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;havai fişek gibiyim. bi yere doğru gidiyorum hızla. patlicam. hiç tanımadığım daha önceden hiç sahip olduğum belli olmayan parçalara bölünücem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;babamı özlüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hiç tanımadığım biri çıkıyor içimden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;en sevdiği kelime "hayır" olan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;imla kurallarını unutmuş. konuşacak çok şeyi olan ama söyleyecek hiç bir şeyi olmayan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;anneannemi çok özlüyorum. düşününce ağlayasım geliyor. geçen gün bana yaptığı bileklik koptu bir anda. saatlerce ağladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;kocaman şeyleri umursamayan ama minnacık şeylerde yıkılan bi karı oldum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hep böyle miydim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-4837974674266890814?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/4837974674266890814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/madem-ki-depresyondaym-yuzsuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4837974674266890814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/4837974674266890814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/10/madem-ki-depresyondaym-yuzsuz.html' title='Madem ki depresyondayım! - Yüzsüz'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY2MbvrogI/AAAAAAAAABg/p4VNDczVErg/s72-c/gunesli+pazartesililer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1733604997417897747</id><published>2009-08-10T16:46:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T07:59:44.968-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Ne Oluyor?  (Ergenlik Günlükleri, Merve'ye Tribute, Oğulcan'a Minnet ve Dağınık Kafalar Cumhuriyeti)</title><content type='html'>tamam bir şeylerin bir şekilde değişeceğini hepimiz biliyorduk. ama bu kadar çabuk olacağından hiç birimizin haberi yoktu.&lt;br /&gt;orta okuldan beri hayalini kurduğum iş ayağıma geldi resmen.&lt;br /&gt;üniversite hayalleriyle birlikte oluşan kendime kurmak istediğim evim de oluyor.&lt;br /&gt;yarın hayatımın ilklerinin günü, şu anda sıcak duşun altında huzur bulan süper mantık insanı arkadaşım oğulcan'ın deyimiyle.&lt;br /&gt;ilk iş görüşmem, ilk ev arkadaşım.&lt;br /&gt;ilk defa bir evin duvarlarının rengine karar verdim. boyanıyor evim. benim.&lt;br /&gt;ama merve'ye saygı duruşum var. hakkaten ikisi de aynı anda geliverince ne yapacağımı şaşırdım.&lt;br /&gt;bir gece öncesinde muhteşem bir konserde bağırarak söylediğim gibi; insan olmak yetmiyor şu an benim için, süpermen olmam gerek. aynı anda beş yerde olmam, bir yandan patronumun istediği kıyafetlerdir aksesuardır bunlarla koştururken bir yandan da babama dert anlatmam, kitap kolilemem, oğulcan'ın elinden 'dur onu atma' diye bağırarak bir şeyler almam, ev döşemem, nakliyeci bulmam falan gerek.&lt;br /&gt;uf böyle söyleyince ne de güzel bir hayatım var ya. dopdolu.&lt;br /&gt;ama aslında bana asla yardımı dokunamayan bir sürü gereksiz direktif meraklısı aile üyem, üstümde yarına giymek üzere hazırlanmış kıyafetlerim, hala bulamadığım bir kontrat kefilim, uyumak için sadece üç saatim, bir sürü kolim, önümde ergenlik günlüklerim, yakında beni yemesinden korktuğum ve nasıl toplanacağını asla bilmediğim bir gardrobum, içlerinde bakterilerin fink attığı bir sürü bardağım, üstünde yatacak yer olmayan 2ye 2 bir yatağım, kendini bir daha asla affetiremeyecek arkadaşlarım, acayip bir duş özlemim ve bir sürü dolu küllüğüm var.&lt;br /&gt;tek bir düşünce var beni motive eden, merme oluşturdu bu imajı gözümde. yeni kocaman salonumuzda evin muhtelif yerlerinde bulduğum süper jazz koleksiyonlarından bir müzik çalıyor. birimiz yeni balkonumuzda kahve içiyor. birimiz kucağında laptop ve tabi ki feysbukta. öbürümüz (nolur bu ben olayım!) artık bütün kaynaklarından yararlanabildiğimiz muteşem kütüphanemizden bir kitap almış okuyor.&lt;br /&gt;huzur mu be bu?&lt;br /&gt;çok konuştum nazar değer kesin.&lt;br /&gt;önümüzdeki yılı kolilerin içinde yaşayarak geçiririm.&lt;br /&gt;şu bauhaus kolisi yatağım, öbürü mutfağım, beriki dolabım.&lt;br /&gt;en sonunda atmaya karar verdiğimiz bütün mutfak eşyalarını bir yunan müziği eşliğinde kıracağım hakkaten. merve de kafamdan peçete dökecek. oğul da bana alkış tutacak.&lt;br /&gt;ve yine merme'nin dediği gibi babalarımızın neden gecelerce uykusuz kaldığını alıyorum. boşa koysam dolmuyor doluya koysam almıyor. anneciğimden gelen maaşım da kesilmiş.&lt;br /&gt;kafam o kadar dağınık ki o kadar çok şey yazıyorum ve o kadar da boş ki.&lt;br /&gt;ergenlik günlüklerim gibi işte tam. (ama onlar kadar aşk yok. hatta hiç yok.)&lt;br /&gt;bütün hayatımı oturdum okudum resmen bugün. iyi ki yazmışım, iyi ki kendimi dünyanın en iyi yazarı falan sanıyormuşum. diğer ergenlerin aksine bir kaç mantıklı lafım da varmış hani. günlüklerde tanrıyla konuştuğum ilüzyonu içinde şöyle demişim; sanırım mutluluğu sen mutsuzluğu da biz yaratıyoruz.&lt;br /&gt;durum bu.&lt;br /&gt;anne özlemini hep çeken, metallica hayranı salak kıza saygılarla.&lt;br /&gt;yazık.&lt;br /&gt;gecelerce benimle sinirlenen mermelat'a ve gereksiz herşeyimi atan (iyi ki yapan) olcisu'ya sevgiler.&lt;br /&gt;onlar olmasa tek bi kolim olurdu, onun da içinde oturur dururdum heralde.&lt;br /&gt;arada bir starbucks kaçamakları yapıp ünlü olma hayallerimizden falan bahsetmesek bu ev beni yerdi.&lt;br /&gt;bu kadar insan beni yalnız bırakmasaydı kendi başıma da yapabileceğimi asla ...&lt;br /&gt;hazal, muhteşem annesi ve süper yardımcıları olmasa ne yapacağımı bilemezdim. beni bir gece bu kolilerin arasından çıkarıp hayatımın en güzel konserlerinden birine götürmeselerdi...&lt;br /&gt;hala inanamadığım bir şekilde kimsenin olmadığı anlarda yanımda bitiveren diğer yarım olmasaydı, çok ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kocaman bir teşekkür duası gibi bu yazı aslında tanrıya. o ne demek istediğimi anlar nasılsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve merve, beraber çok fazla zaman geçiriyoruz sanırım gerçekten. her paragrafta varsın.&lt;br /&gt;iyi ki varsın.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;-ız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1733604997417897747?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1733604997417897747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/08/ne-oluyor-ergenlik-gunlukleri-merveye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1733604997417897747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1733604997417897747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/08/ne-oluyor-ergenlik-gunlukleri-merveye.html' title='Ne Oluyor?  (Ergenlik Günlükleri, Merve&apos;ye Tribute, Oğulcan&apos;a Minnet ve Dağınık Kafalar Cumhuriyeti)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5896981809619226217</id><published>2009-07-28T16:37:00.001-07:00</published><updated>2010-03-23T08:01:01.454-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>az cok</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SnS0XcgevsI/AAAAAAAAABQ/E9_lw0bkTz4/s1600-h/story.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365111370987519682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SnS0XcgevsI/AAAAAAAAABQ/E9_lw0bkTz4/s320/story.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;benim asklarimi baskalari yasiyor. benim asklarim benden uzakta yasiyor. benim asklarim bensiz yasiyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bir onceki sefer buraya geldigimde hayatimda ilk defa gordugum bir kiza saatlerce seni anlatmistim. sonra soz vermistim kendime bir dahaki sefere ya dibine kadar aklimda olacaksın ya da hic diye. ama beynimin kuytu koselerindesin yine. hic saklanmaya da calismiyorsun. kivrimlarima tunemissin. hic utanmadan yeni anlamlar kazaniyorsun hem de. hic sana ayirmadigim hatta varligindan sakindigim yerlerde flas gibi cakiyorsun tam da beynimin retinasına. flas sevmiyorum ama ben. fazla suni.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;heh tamam tam bunu yazarken sana ithaf ettigim sarkilardan biri calsin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hatta sonra bilgisayara gecirirken de birebir "sen" olan o sarki calsin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sonra ben de bu tesaduf olamaz diyeyim yine.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ruya goruyor olmam uyudugum anlamina gelmez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;benimki bir tercih meselesi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(fade melinda into your fantasy...)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5896981809619226217?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5896981809619226217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/az-cok-dubaiden-notlar.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5896981809619226217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5896981809619226217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/az-cok-dubaiden-notlar.html' title='az cok'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/SnS0XcgevsI/AAAAAAAAABQ/E9_lw0bkTz4/s72-c/story.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-3248730260688254926</id><published>2009-07-27T20:28:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:01:54.623-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>dubai'de gun dogurmak ve "high hopes"</title><content type='html'>o degil de col gunesini de selamladik ya. aglama sizlama damardir felsefe yapmadir falan derken saat apay gec olmus zaten. sonra kitaba bi daldim baktim sabah olmus. gunaydin dubai kardes!&lt;br /&gt;sonra babayi ise yolladik. sonra da bi dus aldim. deli gibi uyicam simdi sozde ama kitabin yeni bolumunde ne oluyor diye de merak etmiyor degilim. uykum da acildi hazir. bi bolum daha gotururum heralde.&lt;br /&gt;o degil de harbi seyahat notlari yazilasi seyler goruyorum bu sefer burda. gerci gecen sefer de cok degisik seyler yasamistim. aa bu seferkilerden once onlari anlatayim ya.&lt;br /&gt;gecen sefer subat'ta gelmistim buraya. hava simdiki gibi okuz gibi sicak degildi.hatta aksamlari hafif bir urperti bile alabiliyordu insani. ama hafif. babamla buranin central parkina baliga gitmistik. hayatimin en basarili balik tutusuydu. guzel de aniydi. ama o degil mesele. bi ara benim tuvaletim geldi, babacik bana tuvaleti tarif etti, gittim ben de. zaten erkekler tuvaletiyle kadinlar tuvaleti arasindaki uzaklik akil almazdi. benim bildigim hemen yaninda olur ya, yok oyle bir sey. arada abartsan kilometreler var. neyse tuvalete giderken bi oyun parkinin yanindan gectim. cocuklar oyun oynuyorlardi haliyle. bu normal. ama oyun olarak oynadiklari sey baya garipti. cocuklar oyun olarak namaz kiliyorlardi. hakkaten cok sasirmistim. ne kadar garip ya. nasil da enjekte ediyorlar, nasil da secme sansi birakmiyorlar insana. o kadar ki baska alternatif bile gormediklerinden "bastirilan her sey patlar" noktasindan bir patlama da yasamiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi de gecen seferden en guzel anim. bu seyahat notundan cok benim sahsi animdir. hayatimin en guzel anlarindan biri. bir sait faik ani. bu guzel aniyi simdi sabahin korunde yazarak mahvedicem buyuk ihtimalle ama olsun icimden geldi. babamla arabadayiz. buraya geldigimde hayatimda ilk defa babami araba kullanirken gordum. buraya gelene kadar hic arabasi olmamisti. ehliyeti bile burda sinavdan onuncu seferde gecerek aldi zaten. neyse konu bu degil. ben de o gun bir pink floyd cdsi almisim. cok ucuza bir koleksiyoner versiyonu bulup.sansa da icinde en sevdigim sarkilari varmis; high hopes. babam beni butun gun arsinladigim alisveris merkezinden aldi arabaya bindik. ben de buyuk bir heyecanla yeni cdmi taktim hemen. babam da pink floyd'u cok sever. ondan da heyecanliyim biraz. neyse actim efendim en populer sarkilardan basladim. babacik da baya keyiflendi. sonra gordum ki high hopes varmis. actim sarkiyi. o muthis can sesleri ve bas bariton bir sesle basladi muazzam sarki : "beyond the horizon of the place we lived when we were young, in a world of magnets and miracles, our thoughts strayed constantly and without boundary, the ringing of the division bell had begun." der demez benim kel kafalidan "oooo..." diye bir ses yukseldi. meger onun da en sevdigi pink floyd sarkisiymis. zaten hayatimda babamin kizi oldugumu en cok hissettigim zaman gecen subattaki dubai gezimdi. babamin en sevdigi sarki oldugunu ogrendigimde bende de onda da farkli bir hissiyat oldu tabi. ilk defa somut olarak bir seyi paylasiyorduk. iste tam orada o arabada caliyordu paylasimimiz. benim high hopes'u sevmemin en buyuk nedenlerimden biri de annemin gidisiyle vesaire ozdeslestirmemdendir. hissettim babamin da o an bu sarkiyi senelerdir neden sevdigini anladigini. o da giden karisini hatirlamisti. butun bunlar gecerken kafamizdan, ayni kadife ses&lt;br /&gt;butun hislerimizi onaylarcasina "the grass was greener..." dedi. o zaman birbirimize baktik ve gulduk. dubaideki butun arabalar durdu sanki o an sadece biz gidiyor ve guluyorduk soylenene. biliyoruz der gibi ukala ukala guluyorduk hem de.&lt;br /&gt;soyle bir detay var; buradaki butun arabalar saatte 120 km hizi asinca otmeye basliyor son derece sinir bozucu bir sesle.bu uzun ama kisa gulmeyle beraber bizim arabamizda otmeye basladi. "the land was brighter..." daha otuyordu araba ve babamin umrunda degildi. otme hizlandikca sarki da hizlandi. biz daha cok bagirdik.&lt;br /&gt;ve gercekten hayatimda ilk defa asaf cem ilemre'nin kiziydim. orada ilk defa babamin yanindaydim. ve zorlama bi sekilde degil. tamamen tesaduflerle yanyana gelmistik. butun bunlari yasarken yine yaptim, yine becerebildim kendime disaridan bakmayi. ve gercekten ama bu sefer hepsinden daha 'gercek'ten o andan baska hic bir sey umrumda degildi. hic yasadiniz mi oyle anlar bilmiyorum. aklima hayatimda var olan, olabilecek, oldugundan suphe ettigim butun sorunlar geldi. ve hepsi de sanki sadece gecerken ugradilar aklima. cunku umrumda degildi. sadece o an', sadece o aidiyetti onemli olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zaman high hopes son kalan ilemre'lere gelsin.&lt;br /&gt;birlesik arap emirliklerinden selamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-o degil de bi gecede 3 yazi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-3248730260688254926?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/3248730260688254926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/dubaide-gun-dogurmak-ve-high-hopes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3248730260688254926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3248730260688254926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/dubaide-gun-dogurmak-ve-high-hopes.html' title='dubai&apos;de gun dogurmak ve &quot;high hopes&quot;'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1659759931554078972</id><published>2009-07-27T17:11:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:02:43.346-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>Thailand Mandalinasiyla Dialoglar</title><content type='html'>gecen sene bi arkadasima mail atmisim ve durumumu soyle ozetlemisim&lt;br /&gt;yaptigm kumdan kaleleri yikip denize dogru yuruyorum, kumun en cok oldugu yere.&lt;br /&gt;hakkaten bazen kendimden cikip tepeden bakiyorum ve hersey o kadar guzel oturuo ki birbrine&lt;br /&gt;tanri yarattigi hikayeyi mizansenle oyle bi desteklio ki&lt;br /&gt;etrafina dikkatlice bakinca&lt;br /&gt;neden sonuc cozum&lt;br /&gt;hepsi orda&lt;br /&gt;ama insan cozumu gormeyi secmio ya&lt;br /&gt;yarin ne olacagini bilmeden yasamak hep daha cekici aslnda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çözmekten sıkılıodur belki&lt;br /&gt;çözdüğün her düğüm bir sonrakine yol oluyor anca&lt;br /&gt;her adımda bir zoru gelince&lt;br /&gt;bir düğümün ortasına oturup orada yaşıyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve o sikisikliktan zevk aliosun&lt;br /&gt;guvendesin cunku her tarafnda bseyler olunca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e işte benim bi arkadaşım&lt;br /&gt;sürekli bir şeylerden kaçıyor&lt;br /&gt;kaçtığı yerde kalmaktan zevk alıyo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de yaptm&lt;br /&gt;anliyorum yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağaç kovuklarını çok seviyor insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asil yasamak ne bilio musun&lt;br /&gt;kendine disaridan bakabilmek&lt;br /&gt;ben yapiyorum onu cok sukur&lt;br /&gt;yeterince uzaklasinca her sorun kucuk kaliyor&lt;br /&gt;uydudan gorulen bi kac sorun kaliyor&lt;br /&gt;gerisi beyaz&lt;br /&gt;gerisi mavi&lt;br /&gt;gerisi yesil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;google earth gibi oldun =)&lt;br /&gt;çok yüzeysel bi bakış açısıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ciddiyim ama&lt;br /&gt;bu soyledigimi de kimse anlamio&lt;br /&gt;seyle ayni sey bu&lt;br /&gt;kendi hayatini bi sinema perdesinde izlemek&lt;br /&gt;o on dakka arada kesin cikar gderdin&lt;br /&gt;kesin yaa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cok yakindan ya da cok uzaktan&lt;br /&gt;ne farkeder bilmiyorum.&lt;br /&gt;ama sunu biliyorum ki&lt;br /&gt;"her sey"le "hic bir sey"&lt;br /&gt;ayni sey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1659759931554078972?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1659759931554078972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/diyaloglar-ve-thailand-mandalinasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1659759931554078972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1659759931554078972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/diyaloglar-ve-thailand-mandalinasi.html' title='Thailand Mandalinasiyla Dialoglar'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6133759928380648053</id><published>2009-07-27T15:41:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:03:30.268-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şizoit monologlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='birlesik arap emirliklerinden bildiriyorum'/><title type='text'>mutsuz turuncular</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY1a2jqYVI/AAAAAAAAABY/83CAXtV2pj0/s1600-h/jail_by_peepingsue.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY1a2jqYVI/AAAAAAAAABY/83CAXtV2pj0/s320/jail_by_peepingsue.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392556339260711250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bilmedigin bir sey var. hayal etmistim ben bu sarkiyi. bu hic bir kelimesinden birsey anlamadigim, ama bana dunyanin en anlatilmaz huznunu tanidik ama duyulmadik nagmelerle anlatan sarkiyi. bilmiyordum. ama sana yaziyordum sayfalarca.hep burasiymis meger bu sarki. farketmemisim. ondan sevmisim belki. birseyi neden sevdigini bilmemek en guzeli di mi? nedenlerle sevmemek, nedenleri sevememek. oylesine yapmak, dunyanin en kolay ama en acili seyini. oylesine iste. sarkimin sonundaki uzun nagme gibi yakismasa da her zamana her kisiye her yere. oylesine iste. (bunlari soylerken gecenin icindeki o yabanci canlandi gozumde. uzun zamandan sonra ilk defa. sanirim bir'lestirmisim sizi.)&lt;br /&gt;ne kadar da goremiyorsun bende yaptiklarini. sen uyurken agliyorum. rolleri degisiyoruz biz. nedense dert anlatmasi gereken hep benim ama. hem anlatmasi hem de sonuna kadar gizlenmesi gereken.&lt;br /&gt;hic bilemedim.&lt;br /&gt;hic guvenmedim.&lt;br /&gt;hic inanmadim.&lt;br /&gt;bazen etrafimdaki insanlarin hayatlarina bakiyorum. sonra kendiminkine. ulan nasil beceriyorum yasamayi? cok yapmam ben bunu, kendi kendime dertlerimi kocaman gormem. ama yapiyorum bazen. vallahi de beceriyorum yasamayi. hem de bayagi iyi beceriyorum. o kadar ki insanlar bende hic hasar yok falan saniyorlar. biliyorum cunku zaman midir, kader midir, hayat midir, insanlar midir her neyse bunlari aysesuya yapan benim de onu daha fazla mutsuz etmeye hakkim yok. aynen en yakinima attigim nutuklarda dedigim gibi birakiyorum hayatini yasasin kiz.&lt;br /&gt;ama oluyor bazen iste. bombos oda, kagitlar, birazcik sinir bozuklugu.&lt;br /&gt;nagmeli muzikler de denk geliyor.&lt;br /&gt;el titremeleriyle basliyor her sey.&lt;br /&gt;suratima iki siyah cizgi iniyor.&lt;br /&gt;yavastan.&lt;br /&gt;ama burada, bu colun ortasinda ilk defa oluyor bu.&lt;br /&gt;ne kadar temiz, ne kadar steril, ne kadar suni.&lt;br /&gt;dumduz. ama parca parca.&lt;br /&gt;titriyorum colun ortasinda.&lt;br /&gt;karsimda da bir fanusun icinde iki japon baligi. senin buradaki iki arkadasin. ne komik adamsin/ gidip balik almissin kendine. bu komik hayvanlar bile huzun veriyor ama adama isin icinde sen olunca. sabahlari bana "sana sutlu muz yapayim mi?" deyisin burnumu sizlatiyor.&lt;br /&gt;buyuk buyuk seyler soyluyorum sana sonra uzuluyorum soylediklerime. bu denge noksanligi senden mi?&lt;br /&gt;yapma iste bunu annemi ozletme bana. birak okuyanlar bunun oylesine yazilmis bir sey sansin. sevgi gibi. oylesine.&lt;br /&gt;agizlarini acip kapayislarini izliyorum baliklarin. sonra sen yansiyorsun fanustan. gidiyor butun komikligi baliklarin. bu turunculara bile huzun veriyorsun.&lt;br /&gt;hani insan ne yapacagini bilemez, ne olacagi belirsizdir falan da huzursuz olur, sinirleri bozulur ya. ben ne hissedecegimi bile bilmiyorum.&lt;br /&gt;agliyorum uyuyusuna bakip.&lt;br /&gt;her gun boyle her seyden uzakta uyanip nasil da farkli bir hayat yasadigini dusunup.&lt;br /&gt;bu, birbirinden tamamen ayrilan hayatlarimizin artik gercekten birbirinden farkli oldugunu caresizce inkar edisini gorup.&lt;br /&gt;iki resim var seninle gozumde. biri sile'de. denizden cikariyorsun beni elimden tutmus, bizim denizin o koca dalgalarindan kosarak kaciyoruz. sen yuzme bilmezsin ki! nereden geldi o denize girme cesareti?&lt;br /&gt;digeri kosuyolu'ndaki evde. balik pisiriyoruz. hala o kadar net hatirliyorum ki o gazetelerin uzerine yayilan unlari. benim bi taburenin uzerine cikip baliklari o un yiginina bandirisimi.&lt;br /&gt;nasil nefret ediyorsun zamandan degil mi? duran, gecen, gelecek, gecmis, simdiki... butun kiplerini alip gitse ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aaa akcakoca hissi bu! hani o kocaman noktalara ihtiyac duyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tamam tamam. aglarim ben. dur sen oyle. her sevdigim adami da farkinda olmadan senin gibi severim, oksayacak sakal ararim hepsinde.&lt;br /&gt;tamam sorun yok aglarim ben. uc bes cicek acar belki bu colde belki.&lt;br /&gt;belki bi vahamiz falan olur.&lt;br /&gt;uyu sen.&lt;br /&gt;uyu.&lt;br /&gt;tekrarlamayacagim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6133759928380648053?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6133759928380648053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/huzunlu-turuncular-dubaiden-notlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6133759928380648053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6133759928380648053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/07/huzunlu-turuncular-dubaiden-notlar.html' title='mutsuz turuncular'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/StY1a2jqYVI/AAAAAAAAABY/83CAXtV2pj0/s72-c/jail_by_peepingsue.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-2073916993667516618</id><published>2009-06-05T14:06:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T14:10:15.597-07:00</updated><title type='text'>yabadaba duuu.</title><content type='html'>çok çok sevdiğim bi arkadaşımın banyosunda duş alırken küvete oturdum düşündüm, bu duşun benden neler götürdüğünü. giden her damlanın neler getireceğini. seneler sonra ilk defa yalnız. ilk defa bağımsız. ilk defa kendim.&lt;br /&gt;aile üyelerimle olmak istiyorum. sonunda özlediğim zamanlara dönüp annemle çizgi film izlicem. kendi dünyamda, ama sadece kendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşasın ya artık ben de kısa yazabiliyorum.&lt;br /&gt;artık ben de mutlu şeyler yazabilicem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-2073916993667516618?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/2073916993667516618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/06/yabadaba-duuu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2073916993667516618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2073916993667516618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/06/yabadaba-duuu.html' title='yabadaba duuu.'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-7528599833912370259</id><published>2009-05-06T06:24:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:09:04.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>5 Mayıs</title><content type='html'>4 sene oldu gideli.&lt;br /&gt;4 sene, 2 ay, 5 gün.&lt;br /&gt;11ydi şubatın.&lt;br /&gt;Kar vardı.&lt;br /&gt;Herşey başladı.&lt;br /&gt;Şimdi başkayım.&lt;br /&gt;Karşımda resmin var.&lt;br /&gt;Sağ elinde sigaran.&lt;br /&gt;Önünde bir duble rakı.&lt;br /&gt;Yarını bana bırakmışsın.&lt;br /&gt;İçiyoruz karşılıklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(31 Mart'a saygılarla.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-7528599833912370259?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/7528599833912370259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/5-mays.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7528599833912370259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7528599833912370259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/5-mays.html' title='5 Mayıs'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-3968745614173768076</id><published>2009-05-06T06:22:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:18:47.267-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ss'/><title type='text'>O Hariç</title><content type='html'>Sevil, bir akşam daha kocaman vatkalarla büyütmeye çalıştığı çökük omuzlarının üstünde hiç bir yere varamayan kelimelerle dolu kafası, yüksek topuklu ayakkabılarıyla rahatsız ama kendinden emin evine yürüyordu. Bir arpa boyu bile yol alamıyordu. Kapısını elindeki anahtar değil de küçük kızı açsın diye dua ediyordu; bir yarısını bırakabilmeye değer, naif, kocaman kızı. Vatkalarını ve yüksek topuklarını bırakıp gittiğinde varlığına dair bütün detaylar bu kadıncığı kovalayacaktı.&lt;br /&gt;Herkes biliyordu. –&lt;br /&gt;Sonra sadece gökyüzü kaldı hepimizin, hepinizin üstünde. Nereye kaçarsan kaç, orada işte. O işte; tutsaklığın da, huzurun da.&lt;br /&gt;Vatkaları, yüksek topukları, büyük gömlekleri, rimelli gözleri,kısacık saçları, kocaman yüzükleri, minicik boyu; o işte gökyüzü. Mavi, siyah...kapkara hatta. Hep içinde olmak istediğin, hep içinde olan; o işte.&lt;br /&gt;Hepsinin sonunda kafamı kaldırıp bir şeyler söylediğimde duy beni tamam mı?&lt;br /&gt;Minicik ellerim tutamaz çünkü seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(gelen güne ithaf ediyorum.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-3968745614173768076?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/3968745614173768076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/o-haric.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3968745614173768076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/3968745614173768076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/o-haric.html' title='O Hariç'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6351356708053830070</id><published>2009-05-03T00:52:00.000-07:00</published><updated>2009-05-03T01:49:33.884-07:00</updated><title type='text'>sevdim bu sabahı</title><content type='html'>pazar günü sabahı. evimde değilim. evet kardeşim bağlarım kopuk ama gitmedim evime sürtüyorum. yeter be bi haftadır bir tek ekmek almaya çıkıyorum evden. (o ekmek alma seanslarımla ilgili yazılar da yakında buralara dolar. çok eğlenceli bir alışkanlık oldu.) kabul ediyorum ama evimden çok daha iyi bi yerdeyim. dün gece bi kaç lise arkadaşımla bi "re-union" yaptık da çok keyifliydi. sevgili kopuk bilek bağlarımla eve dönemedim sonrasında. burada kaldım ben de. gece 4e kadar pijama sohbeti falan:) keyifliydi oldukça ama pijama muhabbetlerindeki konular fena değişmiş ya onu farkettim. eskiden ne güzeldi kim kime yazıyor, kim kimi nereye götürmüş, kim kimden neden nefret ediyor falan diye konuşuyorduk kendimizi amerikan futbol takımının amigo kızları sanarak. bu sefer hiç öyle değildi yahu. dünkü okkalı sonbahar havasının da etkisiyle benim gözlerim bile doldu konuşurken. ama bu sabah müthiş burası! iyi ki gitmemişim eve ya. caddebostan sahilinin gördüğü herşeyi şu muazzam hava eşliğinde görüyorum. off yukarıdaki bana oynamış bugün. ama garip işte uykunun halledebildikleri. 7 saat önce "ben çok yalnızım abi, anlayamazsınız." diye ağlaşırken şimdi hemen uyku sonrası travesti sesimle sevinç nidaları atıyorum denize bakıp. yanımda da şirinliğin kitabını yazmış bir kız. laptopun canımdan yansımam da çok güzel. hep güzel oradan kendime bakmak zaten. hadi kırlara çıkıp çiçekler toplayalım sonra da onları çingenelere satalım. koşup zıplamak da istiyorum, ama uyuz bileğim işte. yürürken bile canım acıyor bi noktada. hayatımda hiçbir hastalığa bu kadar uyuz olmamıştım. zamanı mı yani şimdi? tam da böyle lüks yerlerde strwaberry margharita içesim sonra da hiç o kız ben değilmişim gibi, sahilde kayaların üstünde çekirdek çitleyip yakındaki çay bahçesinden çay söyleyesim var. ama oraların hepsine yürümek gerek =/&lt;br /&gt;ooooh love will come through it's just waiting for uuuuuu...&lt;br /&gt;bahar gelmiş ya! şakıyarak cevap vericem herşeye. tanrı bize oynuyor be!&lt;br /&gt;(en yakın, en uzak, en uzağa en yakın arkadaşım benle gurur duyardı. özledim!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6351356708053830070?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6351356708053830070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/sevdim-bu-sabah.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6351356708053830070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6351356708053830070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/05/sevdim-bu-sabah.html' title='sevdim bu sabahı'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6654470625679411489</id><published>2009-04-29T09:30:00.001-07:00</published><updated>2010-03-23T08:19:19.178-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>"The F Word" Demiş Amerikan(Şizoit Monologlar.3)</title><content type='html'>-Bu dünyada en sevdiğin şey ne?&lt;br /&gt;-Nasıl yani “şey”?&lt;br /&gt;-Cevap ver işte.&lt;br /&gt;-Uyumadan önce bir yerlerden düşer gibi olursun ya, o herhalde.&lt;br /&gt;-Güzel.&lt;br /&gt;-Anlamak bir de.&lt;br /&gt;-?&lt;br /&gt;İçimde söyleyemeyeceğim kadar cümle mi var? Yoksa cidden bu kadar anlamsız mısın benim için? Yazdıklarımın, söylediklerimin, düşündüklerimin hepsi hayat’a değil miydi benim? Herkes kendini o büyük fotoğrafımın parçası sanmadı mı?&lt;br /&gt;Hayır, ben onları sandırttım.&lt;br /&gt;Yazarken gelecek zamanlar kullanacağım derken soru cümlelerine düştük! Geriye gidiyoruz, durum iyi değil.&lt;br /&gt;İçimde söyleyemeyeceğim kadar kelime var.&lt;br /&gt;Shakespeare demiş; “Ölmek, uyumak. Uyumak belki rüya görmek.”&lt;br /&gt;Ölene kadar uyumak, ya da ölü gibi uyumak. Ne farkeder? Tek soru bu değil mi? “Fark” mı tek derdimiz yani gerçekten?&lt;br /&gt;Ne farkeder?&lt;br /&gt;Büyük cümleler kurma işte lan! Bilmiyorsun ne farkeder. Soru yanlış zaten. “Ne farkederdi?” diyeceksin. “Hiç bir şey.” diyemezsin. Yalancı değilsin. Biliyorsun “bir kelebeğin kanat çırpması...” hikayesini de klişeliğini de.&lt;br /&gt;-Ne farkederdi?&lt;br /&gt;-Bilmiyorum.&lt;br /&gt;En sevdiğim şarkılar bile arka arkaya gelen manasız heceler artık. Ama ben dinlediğim her şarkıyı söylemek istedim.&lt;br /&gt;İçim ağzıma kadar kelime dolu, hiç birini bilmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6654470625679411489?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6654470625679411489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/f-word-demis-amerikan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6654470625679411489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6654470625679411489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/f-word-demis-amerikan.html' title='&quot;The F Word&quot; Demiş Amerikan(Şizoit Monologlar.3)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-2453778067437055171</id><published>2009-04-27T03:33:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T08:20:58.755-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şizoit monologlar'/><title type='text'>Önceydi (Şizoit Monologlar.2)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;“1 sene önceydi”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belki de o kadar zaman bile olmadı. Neden yazarken o sevmediğim zaman dilimine gitmeye çalışıyorum bilmiyorum. Belki de değişimimin en somut örneği olduğu içindir.&lt;br /&gt;Gidenlerin hepsi “sen”din. Ben de, bende aymıştım.&lt;br /&gt;Sevdim, kızdım, iğrendim, sevindim, nefret ettim,kalktım yürüdüm, geldim. İşte buradayım. Başkasıyım.&lt;br /&gt;Karşımdakiler de öyle.&lt;br /&gt;Evet, ortada sorulması gereken sorular var. Çünkü artık cümlelerimin yarısı artık diye başlıyor.&lt;br /&gt;Duruyorum, önüme bakıyorum. Oradasın.&lt;br /&gt;Benim burada olmama gerek yok.&lt;br /&gt;Artık şarkılardaki “sen”ler ben değilim.&lt;br /&gt;Artık senin sevgin o kadar üstündeki herşeyin,&lt;br /&gt;Artık bu şehri sevmiyorum.&lt;br /&gt;Bütün gücümü topladım, gideceğim.&lt;br /&gt;Olmayacağım, artık.&lt;br /&gt;Sahip olmadığım, içinde göremediğim herşey o kadar mı güzel hayat?&lt;br /&gt;Herşeyin mi biter senin, her bitirdiğin mi üzer?&lt;br /&gt;Gideceğim, gitmek bir yere götürmese de gideceğim.&lt;br /&gt;Biraz seni de alacağım.&lt;br /&gt;Gideceğim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-2453778067437055171?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/2453778067437055171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/onceydi-sizoit-monologlar2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2453778067437055171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2453778067437055171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/onceydi-sizoit-monologlar2.html' title='Önceydi (Şizoit Monologlar.2)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-8095838531123746454</id><published>2009-04-27T03:09:00.000-07:00</published><updated>2010-02-07T11:40:55.541-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şizoit monologlar'/><title type='text'>Anlama Diye (Şizoit Monologlar.1)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Hastayım. Oyle onemli bişey yok ya korkma. Senden miras sinüzitim kaşlarımı titretiyor işte o kadar. Bir de hapşurup duruyorum. Sorun değil, çok severim ben hapşurmayı. Kalbin duruyormuş diyorlar belki ondandır. =) yok ya o kadar da değilim artık. Seviyorum atan kalbimi.&lt;br /&gt;Halimi gözünün önüne getir istiyorum. Bizim mutfak masasındayım yine. Burada olmayı seviyorum. Bu evin hala bana huzur verebilen tek yeri bu masa. Dışarıda güzel bir bahar günü var. Panjurları sımsıkı kapalı odamdan laptopumu alıp sana yazmak için fırladım kalktım. Çok önemli şeyler söyleyeceğim. Ama rahatça. Önceki kadar sert değil bu sefer. Yine itiraflar ama bu sefer sevinebilirsin bile seninle konuşuyorum diye. Zaten istesem de sert olamam ki şu an. Öncelikle dışarıdaki muazzam gün yüzünden. Sonra da çeşme gibi akan burnum var. Bir de konuşmak istediğim asıl konu olan güvensizliğim. İnsan güvensizken sert olamıyor. Bir kaç şekilde olabilir bu güvensizlik illeti. Biliyorum hepsini yaşadım, bundan utanmamam artık bir noktada “kendime” güvendiğimi gösterir aslında. Ama şu an en beter şeklini yaşıyorum bu “derdin”. Ne yapacağını bilememe sendromu. Bunun altından kalkamıyor benim sözde 18 yaşındaki beynim.&lt;br /&gt;Dur bir çay koyayım kendime.&lt;br /&gt;Anneannem küstü bana bugün. Zaten aramız çok kötü son günlerde. Sürekli kavga edip duruyoruz. Onun sağlığı benim de psikolojim kötü diye herhalde. Artık çekemiyoruz ama birbirimizi. Ne anneannem benimle yaşamanın sorumluluğundan hoşnut artık ne de ben onunla yaşamanın. Cidden çok büyük bir sorumluluk biliyor musun anneannemle yaşamak. Ona bir şey olsa ben kime ne derim düşüncesi beni yiyip bitiriyor her gün. Ki ona birşey olması çok olası. Çünkü en amiyane tabirle hayatın yaşlandırdığı bir kadın o. Artık kaldıramıyor bu kadar senenin, bu kadar tramvanın yükünü. Bir de sana bir şey itiraf edeyim mi? Sana etmeyeceğim de kime edeceğim be yol arkadaşı? Çok korkuyorum anneannemi sevmeye. Herkes için geçerli aslında bu. Annemsiz kalmanın bende bıraktığı da bu işte. İnsanları sevmeye, onlara güvenmeye ve bağlanmaya çok korkuyorum. Gidecekleri gün, herhangi bir odanın kapısını açıp onları da kendi kanlarında boğulurken göreceğim gün neler hissedeceğimi biliyorum. Onu tekrar hissetmekten çok korkuyorum. Bir cenaze daha uğurlamaktan. Kaldı ki bu aile üyelerinde gerçek anlamda cenaze olabilir ama diğer insanlarda manevi cenazeler demek. Her manevi cenaze de bir umudun, bir inancın, bir hissin daha ölümü. Sonunda tek başına kalmış katatonik bi şizofren olacak küçük kız bu gidişle. “Bu ne mene gidiştir?” demiş en sevdiğim şair. Onların dediklerini anlamaya bayılıyorum böyle zamanlarda. Aslına bakarsan ne kadar ciddi bir sorun değil mi bu? Ama ben bununla bile geyik yapıyorum günlük hayatın saçma sapan seyri içinde. Yine sadece kendim anlıyorum tabi ki ne dediğimi. Arabaya binince; “hadi bağlan” diyorlar, “yok tarzım değil” diyorum ya. Ne biçim bir duruştur bu hayatta? Her dertle dalga geçeyim tamam, bunda sorun yok ama bir yandan da o deli gibi korktuğum şeyi başarabilmeyi delicesine istiyorum. Aynı korkudan herkese abuk subuk yanlarımı gösteriyorum benim bile tam sıfatını bulamadığım ki insanlar sevmesim beni, kullansın ben de onlardan nefret edeyim diye. Çünkü bilirsin senin küçük kız sevgi doludur. Birilerini sevmemesi sevmesinden daha zordur. İşte ondan önce onlar sevmesin diye uğraşıyorum, sonra sevmiyorlar diye üzülüyorum, sonra ben de onları sevmiyorum. Ne salak bir çözüm değil mi? Beynimin çalışma sistemini anlayan beri gelsin. Cidden sadece Freud’la konuşabilmek için bir ahiret dünyasının olmasını istiyorum.&lt;br /&gt;Anlayabiliyor musun?&lt;br /&gt;Sanmıyorum.&lt;br /&gt;Anlatabiliyor muyum?&lt;br /&gt;Sanmıyorum.&lt;br /&gt;Ama bu durum sen anlayamayacağından ya da ben anlatamadığımdan değil. Bilmeyene anlatılabilecek tutarlı şeyler olmadığından bunlar. Anla diye anlatmıyorum zaten. Bıraktım ben o işleri. Ben bile anlayamadıktan sonra beni, kim ne anlasın. Anlatmazsam delireceğim, ondan anlatıyorum.&lt;br /&gt;Anlama da zaten. O kadarını da isteyemem artık.&lt;br /&gt;Küçükken Şile’de balık tuttuğumuz zamanlar geliyor aklıma. Senin beni yine Şile’deki denizden çıkarırken bir resmimiz var. Sanki kurtarıyorsun beni. Büyüdüğüm her gün biraz daha küçülmek istiyorum. Hayatta sadece o anda olduğun anlar oldu mu? Sadce o anı yaşadığın hani. Mesela beraber arabada Pink Floyd dinlediğimiz zaman gibi.&lt;br /&gt;Şimdi okuyorsun bir noktada kayda değer şeyler söyleyecek mi diye değil mi? Benim kayda değer şeylerim çok edebi oluyor. Gerek yok. Ama söyleyeceğim merak etme. İkiye bölündüm. Hayatımın öyle bir yerindeyim ki atacağım bir sonraki adımı bilmiyorum. Attığım adımları neden attığımı, atınca ne olacağını. Kesin yaşamışsındır böyle zamanlar sen de, kocaman adamsın. Cidden tavsiyeye ihtiyacım var.Nasıl bir şey biliyor musun; elimde kimliğim var, adım yazıyor Ayşesu diye. Ama herkes bana Fatma diyor sürekli. Bakıyorum adıma ben de, benim adım güzel, farklı. Bi dinleseler bi bilseler bi söylememe izin verseler ya da ben bi “benim adım Ayşesu” diye bağırabilme gücünü, cesaretini bulabilsem kendimde belki kimisi “ne biçim isim lan o” diyip gidicek ama sevenleri olacak kesinlikle. Ne yapayım ki herkes Fatma diyor bana, artık bir süre sonra Fatma olduğuna inanıyorsun. O kadar klişe, renksiz, olmasa da olur bir ismin olduğuna. O kadar kafam dolu ki bu şeylerle, tuvaletimi bile yapamıyorum günlerdir. Düşün. Ne alaka bilmiyorum ama, düşünmekten tuvaletimin geldiğini hissedemiyorum artık. Ve düşündükçe de bi yere varamıyorum işin en kötüsü. Bu konuyu anlatabileceğim bir tek sen varsın. Birilerine anlatayım dedim, milley akademik başarı fetişi olmuş. “Çalışırsan olur.” diyorlar bana. Sen biliyorsun ama bazen bazı şeyler için çalışmaktan fazlası gerekiyor. Ki bu durumda gerekli olan şey iki insan olmak. Belki bütün bu çabalarım birer hata olarak kalır hayatımda, en güzel hatam ama. Sakın sevinme benim dediğime geldin diye. İnsanların bir insan ömrü kadar zamanı boşa harcadıkları dünyada ben tam anlamıyla “aşığı” olduğum bir şey için 4 yılımı vermişim ne olacak? Hiç bir zaman keşke demeyeceğim ben bunun için. Çünkü “ben baş koydum, olmadı” olacak o zaman. Ama ben elimden geleni yaptım diyeceğim. Dünyanın en güzel cümlesini kuracağım.&lt;br /&gt;Anlıyor musun?&lt;br /&gt;Sanmıyorum.&lt;br /&gt;Anlamadığından anlatıyorum belki de zaten. Bana bakıp başını sallayamadığın için şu anda. En sevdiğim şarkı çalıyor bu arada. Kağıtların kalemlerin sallayacak kafaları olsa asla yazmazdım. Anlaşılmak istemiyorum ki ben. O kadar basit olmak istemiyorum. Anlamayın beni. Dinleyin sadece. Paylaşın çok zorlamayacaksa sizi. Ama zorlar diyorsanız onu da boşverin. Ben iyiyim böyle. Yıllarca tek başıma uğraşıp geldiğim yeri tek bir cümlede başkasına aktarabildiğim takdirde salak mıyım ben bu kadar uğraşıyorum kendi kendime anlamak için? Yazmasam delireceğim. Yazıp sonra kendim okumasam belki ben bile anlamayacağım, ondan yazıyorum.&lt;br /&gt;Gel istiyorum. Gel de şöyle bir hafta falan bir yerlere gidelim. Güneş açsın. Düşünelim beraber ama bi yerlere varalım bu sefer.&lt;br /&gt;Yazmaya sabah başlamıştım. Kafamda o kadar cümle vardı ki uyuyamamıştım. Ama şimdi gece. Gece bu evi daha fazla sevmiyorum. Hep arkasında olmak istediğim kameranın önünde mutluymuş gibi rol yapan insanlara bakıyorum iyi hissetmek için. Bir yerlerde bir kamera olsaydı da biz de oynasaydık değil mi? Ne kolay her şey buradan bakınca. Neden bu kadar kolay değil yapmaya çalışınca?&lt;br /&gt;Okulun ikinci dönemi başladığından beri sinir sahibi oldum. Son Dubai’den döndüğümden beri. Bacaklarım durmadan titriyor, gözüm seyiriyor. Eskisi gibi yazamıyorum, okuyamıyorum, uyuyamıyorum. Yalnızlığı o kadar çok seviyorum ki. Yanımda insanlar varken ağlayamıyorum, onlar yatağımda uyurken rüya bile göremiyorum. Kendimi buraya ait hissetmiyorum. O kadar çok hayal kurdum ki şu evden taşınacağım diye. Nesi zor bunun bu kadar ya? Gerçekten herşeyden soğudum artık. İsteyerek televizyon izlemiyorum, isteyerek oturmuyorum bu koltuklarda, isteyerek yemek yemiyorum bu evde, isteyerek uyumuyorum. Hevesim kalmadı. Yaşama alanımı sevmiyorum. Soğudum. Sıkıldım. Çok sıkıldım. Huzur istiyorum. Sadece kendimi ve yaşıma göre şeyleri düşünmek istiyorum. Sevgilim beni neden terketti diye düşünmek istiyorum mesela. Ya da ne bileyim hangi mağazada indirim varmış diye düşünmek istiyorum. Kendimi sevmek istiyorum. Bir şeyler yapabildiğime inanmak istiyorum. Boş zamanlarımda da daha da gelişmek istiyorum. Anneannemin göğsündeki morluk ne diye düşünmektense ya da işte ne bileyim anneannem dün gece uyuyabildi mi, ben bugün evde otursam acaba üzülür mü diye düşünmek istemiyorum. Babam ne zaman gelecek, annem olsa ne olurdu diye düşünmek istemiyorum.&lt;br /&gt;Mutsuzum.&lt;br /&gt;Anlıyor musun?&lt;br /&gt;Olabilir. Sen de mutsuzsun.&lt;br /&gt;Kendimi buraya ait hissetmiyorum. “yuva sıcaklığı” denen klişe şeyi hissedemiyorum. Madem yok benim annem babam, o zaman bari sevdiğim bir yerde yaşasam!&lt;br /&gt;Gelsene, düşünüp bir yerlere varalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesinin lokumu,battaniyesi&lt;br /&gt;-Babasının kızı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-8095838531123746454?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/8095838531123746454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/anlama-diye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8095838531123746454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8095838531123746454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/04/anlama-diye.html' title='Anlama Diye (Şizoit Monologlar.1)'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6115654422311932420</id><published>2009-03-04T13:52:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T11:43:37.785-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aysonu şiirleri'/><title type='text'>küçük kadın</title><content type='html'>ipe un sermeden söze girmeli.&lt;br /&gt;dobra dobra okunmalı kutsal kitaplar.&lt;br /&gt;ve ne eksik kalmışsa yaratılış efsanesinde,&lt;br /&gt;kara delik teoreminde neden bir karanlık varsa;&lt;br /&gt;yani bilip de söyleyememek,&lt;br /&gt;bakıp da görememek ,&lt;br /&gt;inanıp da kul olmamak gibi bir şey;&lt;br /&gt;aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun için,&lt;br /&gt;yardımcı aktörler haline getirildi&lt;br /&gt;uyduruk eroslar çizen kurşun kalem,&lt;br /&gt;azgın sular, bakla falı, seher yeli ve menekşeler.&lt;br /&gt;renklerden de kırmızı&lt;br /&gt;ve şairler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa;&lt;br /&gt;yanıbaşında, başucunda, karşı masada&lt;br /&gt;bir küçük kadındadır "aşk" olan.&lt;br /&gt;iner çıkar merdivenlerden,&lt;br /&gt;çakıp söner fenerlerinde denizin,&lt;br /&gt;kuytu bir köşesine sinmiş olarak aklın;&lt;br /&gt;aşk işte bu,&lt;br /&gt;bu küçük kadın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü;&lt;br /&gt;bir armağan paketi açılır gibi,&lt;br /&gt;pamuk tarlasından kız kaçırılır.&lt;br /&gt;küçük bedestende altın saçılır gibi,&lt;br /&gt;avuç içi sıcaklığını şakaklarına dayamış,&lt;br /&gt;beri gel şair, diyen&lt;br /&gt;canından yedi gül derleyip&lt;br /&gt;tenimden bin diken söken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rivayet odur ki;&lt;br /&gt;aşk, şair ve küçük kadın,&lt;br /&gt;azgın sularında yanıp yıkanacaklar şiirin.&lt;br /&gt;sırat köprüsünden seher yeliyle geçerken,&lt;br /&gt;bir kaç söz edecektir çiçeklerden menekşe&lt;br /&gt;ve bakla falını abartan şişman çingene,&lt;br /&gt;aşkın kara kutusu açılmadan&lt;br /&gt;ve şiirler yazılmadan önce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;henüz aşk&lt;br /&gt;küçük bir kadınla tanışmamışsa,&lt;br /&gt;sığınmamışsa henüz küçük bir kadına şair&lt;br /&gt;şiir yok, söz icat olmadı&lt;br /&gt;anlamlar kötürüm&lt;br /&gt;ve nafiledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka şeylerdir&lt;br /&gt;alev ve yangın.&lt;br /&gt;şairler ve şamanlar da bilir ki;&lt;br /&gt;aşk bizden eskidir;&lt;br /&gt;yeni olan küçük kadın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-uzaklardaki yakın'a, yine ve hep O'na. -&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6115654422311932420?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6115654422311932420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/03/kucuk-kadn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6115654422311932420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6115654422311932420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2009/03/kucuk-kadn.html' title='küçük kadın'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-8634688383857223662</id><published>2008-12-30T11:39:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T08:21:56.298-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Kahvaltıya Ağıt ve Doğru Pencereler</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Bir tatil günü sabahı. Benim için sabah yani en azından. Saat 2 falan herhalde. Zaten bugünü tatil ilan eden de benim kendime. Seslerini tam çıkaramadığım bir kaç şarkıdan başka hiç ses çıkmadı ağzımdan uyandığımdan beri. (Ne yapayım kadının sesi fazla ince) Ha, bir de bir kere güldüm. En sevdiğim diziyi izlerken. Bütün sezonlarını elli kere izlemiş olsam da kopamıyorum diziden. Bir tek son sezonunu tamamen izlemedim. En sonunu yani. Büyüsü bozulmasın diye. Çok sevdiğim kitapların da sonunu okumam ben. Garip bir alışkanlık. Sanki bittiğini kabullenmek istemiyorum, çünkü onlar benim de "arkadaşlarım" sanki artık. Bugün de en sevdiklerimden birinievlendirdim dizide. Kendi düğünüm nasıl olur acaba diye düşündüm. Yine. Bir düğünüm olacağını sanmıyorum. Değişmezsem tabi ki. Yani bir düğünüm olmayacağı gibi şeyleri umursamaya başlarsam. Umursamak zor şey. Umursamazlık mutluluktur sözünü benimseyerek yaşadım. Tabi ki bunu birilerinden öğrendim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Bugün de bu lafa göre yaşıyorum. Mutfakta iyiyimdir. Yani çok fazla tarif bilmem ama öğrendim mi de güzel yaparım her ne yapıyorsam. Aslında insanların iyi olduğumu söylediği birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kendime güvenmiyorum. O yüzden bunu okuyanlardan herhangi birisi bir gün evime misafir falan olursa lütfen benden yemek talep etmesin, yapamam. Bir tek kendime benim aşçılığım, bencillikle hiç bir alakası yok bunun. Küçük bir kendine güven sorunu sadece. Kendine aşçı bir insan olarak bugün herhalde hayatımda ilk defa kendime kahvaltı hazırladım. Yani şöyle adam akıllı kahvaltı. Zaten çok erken kalkan birisi değilim, uyku pozisyonunda mumyalanmak istiyorum o derece bir uyku sevdası benimki. Erken kalktığım zamanlarda da hep bir yerlere yetişecek oluyorum. Ya yolda ediyorum kahvaltımı, ya da o yetiştiğim yerlerde. Direk öğlen yemeğine geçtiğim de oluyor. Ama şu uzun kahvaltıların tadı hiç bir şeyde yokmuş gerçekten. Küçükken ederdik biz hep. Pazarları. Her aile yapıyor herhalde bilemiyorum onu. Bilemiyorum çünkü ne zaman misafirliğe kahvaltıya gitsen, o kahvaltının yalan olduğunu bilirsin. Her öğün için geçerlidir &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;gerçi. Normalde ortadaki peyniri çatallayarak yiyen insanların kahvaltı sofrasında bir anda 30 çeşit peynir peyda olur. Tulumundan rokforuna. Hatta zeytinyağına yatırılmış olanlar falan vardır. İtalyan aileleri sanki. Neyse işte bu nedenden bilemiyorum herkes bizim gibi pazar kahvaltısı eder miydi etmez miydi ama babamla Şile'de bir salda balık tutmamızdan başka çocukluğumun en güzel anılarıdır o upuzun pazar kahvaltıları. (Yarım kalmış diye niteleyebilirdim çocukluğumu &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;ama hayatımın o kadar klişe arabesk olduğunu kabullenemiyorum.) Babam omlet yapardı. Annem de sosis pişirirdi.Bak seneler geçti, belki o sosislerin üstüne milyon tane sosis yedim hala o kadar güzelini yiyemedim. Nasıl yapıyordu canına yandığım bilmiyorum ki. Denedim de kaç kere öyle yapmayı, her seferinde ya çok kuru oluyor ya çok sulu. Bak, öyle sosis yapan birini bulursam kadın erkek demeden evlenebilirim gerçekten. İlk paragrafımla çelişmeye de &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;bayılırım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;      &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Neyse efendim otururduk böyle ufak mutfak masamızda saatlerce. Sosis ve omlet yerdik. Eğer anneannem de bizdeyse kesin ekmeğime bir şeyler sürerdi, hala sürüyor gerçi. Bu ekmeğe yağ reçel falan sürme işini onun kadar tutkulu yapanı görmedim. Anneanneme sonra döneceğim. Annemle babam gazetelerini alırdı kahvaltı bitince, masanın toplanmasını sürekli ertelerlerdi. Benim şu anda yaptığım gibi. Ben de televizyonu açıverirdim, Asterix varsa eğer benden mutlusu olmazdı. Red Kit varsa da babamdan mutlusu. Sanırım annemçizgi film sevmezdi. Ama benimle izlerdi hep. Babam kendi için izlerdi, annem benim için. Sanırım babama çekiyorum ben gün geçtikçe. Ama bu kadar ufacık somutlardan hala anlam çıkarabildiğime göre anneciğimden de bir şeyler almışım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Sonuçta pazar bile olmayan bir günde mini minnacık olduğum zamanlardaki aile pazar kahvaltılarını hatırladım bugün. Kendime krep yaptım. En sevdiğim diziyi izleyerek de afiyetle yedim. Fena da olmamıştı kreplerim. Tek başıma yaptım her şeyi. Kahvaltıdan sonra tuvalet için sıra beklemedim, oturup kimsenin gazetelerini bitirip benimle ilgilenmesini de. Aldım en sevdiğim kitaplardan birini elime, kendimle ilgilendim. Dışarıda yağan muazzam karı izledim.En sevdiğim doğa olayı olduğunu kabullendim. Bana ilham veren de oydu bu güzel kahvaltıyı hazırlamak için aslında, kendime verdiğim tatil için de. En sevdiğim arkadaşlarımdan birinin en sevdiğim ama hiç görmediğim şehirden &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;getirdiği kalp şeklindeki bardakla bir sürü çay içtim. O şehrin tozlarını çaya katıp bu şehrin kızının midesine yolladım. O şehri içtim, bu şehri yedim bitirdim. İkisinin de tadı damağımda kaldı. Sonra son favori şarkım Gloomy Sunday'i Portishead'den dinledim defalarca. Ağzımı kullanmadan beynimin konuşmasını, kulaklarımı kullanmadan dinledim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;"Sessizliğin sesi” ben oldum. En sevdiğim şairin en sevdiğim şiirinin en sevdiğim dizesini hatırladım; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;"Lakin yenilmedik! Kafam ikinci bir insandı yanımda."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;"Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;ni yaşadım bütün gün…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Dünyanın en güzel introsunu dinledim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Aşk var mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Var,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Her yerde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;"Huzurlusun lan işte!" diye bağırdı sonra beynim. "Yıllardır düşlediğin, hak ettiğini düşündüğün biçimde değil belki ama, huzurlusun işte. Ve sen yaptın bunu, sen başardın herkese, her zamana, her olaya, her lafa rağmen huzurlu olmayı. Kimseye muhtaç olmadan. Dışarıdan hiç bir etki gelmeden. Kendi içinde, kendi geçmişinde buldun huzuru bak. Bu yüzden daha da tatlı işte, gitmeyeceğini biliyorsun çünkü. Bir sabah boyunca "pala pala" yağan kar yetti sana.” "Bu kadar kolaymış" dedim ben de. Gerçekten de yanlış yerlerde peşine düşmüşüm huzurun, hemen buradaymış. İki adım bile yokmuş aramızda, tam üstünde, tam içinde duruyormuşum. Yanlış pencerelerden bakmaya çalışmışım kendimin dışına, bizim mutfağın penceresi ya da uyanır uyanmaz tersten dışarıyı görüverdiğim pencerem de iyiymiş. Dışarıda yağan karı beklemeyeceğim artık o zaman ben, kendi içimde kardan adamlar yapacağım. Ve böylece başlayacak işte yazılarımdaki gelecek zamanlı cümleler.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;"Kendin için yaşamak" diye başlayan bir cümle var kafamda. O cümleden sonra anneannem geliyor işte aklıma. Çünkü yaktığı ekmeklere üzülen, dünyanın en güzel yemeklerini yapan, ufacık bardağındaki çayı olmadan yaşayamayan, bir kalıp manda yağıyla dünyalar onun olan, dünyanın şirin yanaklı anneannesi hep der ki bana; &lt;i&gt;Vallahi kızım şu dünyada bir gün kendim için yaşadıysam ne olayım. Bir daha gelsem her günümü kendim için yaşayacağım, sarhoş olup şarkılar söyleyeceğim hep. Ağlamadığım tek bir sarhoşluğum bile olmadı, kaderime ağlıyorum ben.&lt;/i&gt; Bu konuşmayı onun o şirin sesinden hatırladıktan sonra devamı geliyor cümlemim; kendin için yaşamak dedikleri benimki gibi bir şey herhalde. Sadece kendi düşüncelerini önemseyerek, geleni gideni düşünmeyerek yaşamak. İstediğin kadar uyuyup, istediğin kadar içip, istediğin kadar yediğin. İstediğin kadar yazıp, istediğinden çok çok fazla okuyup, hep dinlediğin, hep baktığın, hep izlediğin hayat. Beyninin düşünmeden durmasını sağlayarak. Pencerelerden içeri bakmayı, pencerelerden dışarı bakmak kadar severek. Ben torunuma ne diyeceğim acaba? "Vallahi yavrum ben hayatımda hep kendim için yaşadım." Gerisi gelmiyor işte. Bir daha gelsem de böyle mi yapardım bilmiyorum, bilmek için fazla erken sanırım. Hayatın böylesine yeni başladım ben.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Pek bir numara da yok aslında. Çocukluğuna âşık, uyku sevdalısı bir kızım ben. Hep temiz olmak isteyen. Elinde olsa annesinin üstünde, babasının göğsünde, anneannesinin dizinde umurunda olmayan zamanın sonuna kadar uyuyabilecek. Yazıların başlıklarını hep sonuna gelince koyan...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Sana diyecek bir şeyim daha var ama; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;            &lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: 14.2pt;"&gt;&lt;i style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa senin cebine girmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda aynı sessiz geceye doğru "içim sıkılıyor" demişizdir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Olamaz mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: &amp;quot;Arial TUR&amp;quot;;"&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bilmiyorum, ben artık o akşamda değilim.&lt;/span&gt;&lt;o:p style="font-family: arial;"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Ama ben,&lt;/span&gt;&lt;o:p style="font-family: arial;"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;         &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:78%;" &gt;Artık burada değilim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-8634688383857223662?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/8634688383857223662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/kahvaltya-at-ve-doru-pencereler_30.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8634688383857223662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/8634688383857223662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/kahvaltya-at-ve-doru-pencereler_30.html' title='Kahvaltıya Ağıt ve Doğru Pencereler'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1918759338892710861</id><published>2008-12-22T14:57:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T15:00:04.417-08:00</updated><title type='text'>budurlar'episode1</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Dünyanın en sıkıcı filmlerinden birinden dünyanın en güzel laflarından biri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"Başının etrafında dolaşan,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Ve sen güldükçe berraklaşan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;O hafif şey; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Havaymış."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;-Nostalghia , Tarkovsky&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1918759338892710861?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1918759338892710861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/budurlarepisode1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1918759338892710861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1918759338892710861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/budurlarepisode1.html' title='budurlar&apos;episode1'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6503750349351086055</id><published>2008-12-21T15:45:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T15:06:43.556-08:00</updated><title type='text'>Tanıdığım İlk Ruh Hastası ve Geçmiş Zaman Ekleri</title><content type='html'>Arabeskliklten çok uzağım. Sonunda adam gibi bişeyler üretebildiğimi düşündüğüm ve artık harbi harbi "ben bu işe baş koydum laan!" diye bağırmak istediğim bu zamanlarda derdi olan insanlara bakıp oturma organımla gülmek istiyorum. Hayatımın hiç bi döneminde bu kadar acımasız olmamıştım, olamamıştım. Aslında bu benim olmam gereken şey. Çünkü ben de ziyadesiyle arabesk bi hayat yaşadım. 18 yaşında kafamda beyaz saç var. Ve "değirmende ağırtmadık" gibi bir lafı son derece inanarak söyleyebilirim. Öyle arabesk bi hayattan bahsediyorum yani. Etrafımdaki her şeyi mutsuzluk nedeni olarak gören benim gözlerimin önünde baloncuklar uçuyor resmen. (Hani o delikten üfleyince çıkanlar vardır ya, bilemedim adını.) Blogumun iki izleyici olmuş diye dans edecektim neredeyse bugün. (Onlara da selam ederim.)&lt;br /&gt;Ama biliyorum ben bunun nedenini. Herkesle paylaşmak istemem aslında, zira hakkında çok fazla şey bilindiği takdirde hiç bir zaman çok sevilmiş bir insan olmadım. (Zaten hep derler ki, ben ya çok sevilirmişim ya da nefret edilirmişim. Ortası yokmuş. "Nasıl yani?" diye haykırmayın Allah aşkına. Ben de bilmiyorum. Benim kendime hissettiğim şeyler pozitif tarafa daha yakın olsa da gayet ortada. Anlamadım. Neyse.) Ama sonuçta bir şey anlatmayacaksam neden yazayım ki yani. Tamam söylüyorum ama korkmayın. -Yazı o kadar kötü başlamış ki kimsenin buraya kadar okuyacağını sanmıyorum ama olsun, içimi döküyorum napiyim.-&lt;br /&gt;Şimdi şöyle ki, hayatımın bir döneminde bende manik depresyon başlangıcı olduğu söylendi Ankara Üniversitesi Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Bölümü tarafından. (sakiiiin.) Manik depresyonun kabaca tanımını hepimiz biliyoruz yani sevgili blog dostları. Çok ani mod değişimleri yaşıyordum ama öyle böyle değil yani. Dengesizliğin ötesinde bir şeyden bahsediyorum. Bir an gülüp söylerken, aradan beş dakika geçmeden deli gibi ağlamaya etrafımdaki şeyleri yıkıp yakmaya falan başlıyordum. Bir yerlerde bir şalter atıyordu hissediyordum ama o atıştan sonrasını hatırlamıyordum. Lise koridorlarında (çok eski bir zaman sanmayın yalnız) en yakın arkadaşlarıma saldırıp sonra bir ders saati sonra "Noldu yaa, neden konuşmuyorsun benle?" diyordum. Neyse daha fazla örnek vermek istemem, zira yeteri kadar korktunuz sanırım. (Ne o blog dostlarııı, okuyorsunuz bakıyorum yazıyı. İlginç mi olmaya başladı? Okuyun tabi, okuyun ya şaka yapıyorum. Siz okuyun diye yazıyorum.) Bir çok insan geçirmiştir zor zamanlar tabi ki, benimkilere çok benzerlerini yaşamıştır hatta belki de ama ben her zaman bazı şeylerin olaylarla değil kişilerle ilgili olduğuna inanırım. Benimkilerle birebir aynı şeyleri yaşasanız da benim kadar az ya da benim kadar çok tepki vermeyebilirsiniz. O yüzden bu noktada tepkimi tabi ki hissedemeyeceğinizden,miktarını anlamanız son derece önemli. Şu kadarını söylesem yeterli olur sanırım; sonunda okul idaresi tarafından psikologa gönderildim. Övünmek gibi olmasın ama (neden?) her türlü tedaviyi reddeden bir bünyem vardır. İşin en ilginç tarafı ben bütün bunların farkındaydım. Yani bu mod değişimlerinin birebir farkında olmasam da birileri bana "Sende şu şu şu var yavrum." dediğinde ben direk nedenlerini görebiliyordum. (Sonradan da devam ettiğim sevgili psikologumun söylediğine göre "kendi kendimin psikologu" oluyordum.) İşte bu zamanlarda tanıdığım ilk ruh hastası Pollyanna'yla özdeşleşmiştim. Ama öyle onun gibi her şeyden salak salak mutlu oluyorum falan gibi bir durum tabi ki yoktu. Diyorum ya dibine kadar arabesktim zaten. Bu kişilik çatışmaları haline gelen mod değişimlerinde iki insan var diyordum. Biri Polly, öbürü de Anna. Polly gülen söyleyen, şirin kız. Anna da tam bir orospu. En yakın arkadaşlarına bağırır, müdür yardımcılarını yumruklar. Şımarık karı! Hep kendi istediği olsun ister. Hep bir isyanlar bir şeyler. Kimseye de adam akıllı değer vermez ha, umrunda olmaz insanlar. İşte hayatımın bu döneminde bu iki kız arasında sıkıştım kaldım. (Bu arada sanırım Anna'ya kız denemez, tam bi femme fatale'dı yaa.)&lt;br /&gt;Bu zaman dilimi yaklaşık 3 sene önceydi. ("Çocukluk arkadaşımı" bulmadan önce. Onu da başka zaman anlatırım.) İlk defa geçen sene bu zamanlarda sevgili psikologum omzumu sıvazlayıp "İyileşiyorsun Ayşesu" dedi. Aslında asıl kavga tam bu zaman başladı. Anna, Polly ve ben. Her birimiz başka şey istiyorduk. O zamandan bu zamana hem aradaki dengeyi sağlamaya çalıştım, hem de kendimi onlara feda etmemeye. Sanırım başardım.&lt;br /&gt;Yani sevgili blog dostları, şu bu küçük kadının bakış açısında bu kadar çok renk olmasının, o üflenen yerden çıkan baloncuklarla beraber, balonlar ama bi yandan da iğneler görebilmesinin nedeni budur. Anna, Polly ve benim artık bi grup olarak mutlu olmamız. Seviyorum keretaları. Ve sizi de blog dostlarım. (Sizi seviyorum diyebilmeyi de. )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6503750349351086055?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6503750349351086055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/tandm-ilk-ruh-hastas-ve-gemi-zaman.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6503750349351086055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6503750349351086055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/tandm-ilk-ruh-hastas-ve-gemi-zaman.html' title='Tanıdığım İlk Ruh Hastası ve Geçmiş Zaman Ekleri'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-7467643833992894420</id><published>2008-12-03T13:43:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T08:23:05.651-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Fayans - Ben ve Son</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Mantık çerçevesinde düşünemediğim tek konusun. Şimdi başka bir adın daha var işte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Herkesin kendine oluşturduğu sözlüğün aksine, ben hayatınkini kullanıyorum. Uzun dersler sonucu benimsediğim. Bu lügatta hiç bir kelime tersi anlama gelmiyor. Klişelerden uzak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bugün biri bana aşkı anlatmamı istedi. Evet, utanıyorum böyle bir insanı tanıdığım için. Biliyorum hisler maddeleştirildiğinde onlarla başa çıkmak daha kolaydır ama dedim ya, hakkında düşünürken mantıktan bu kadar uzaklaştığım tek konusun. “benim gördüğüm biçimdeki aşk anlatılmaz” dedim, ancak görülebilir. Ama içimden anlatmaya çalıştım. Kurabildiğim tek cümle; cümlelerin sadece devrik kurulabildiği zamanlardır’dı. Başka bir tanıdığım, aşkın dönemsel açık ve açlıklar olduğunu iddia etmişti. Kazandı. Genelgeçerdi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Beyaz fayansa ayağım değiyor. Soğuk. İçerilerde bir yerde bir saat vızıldıyor. Hiç zamanında çalmaz mı bu? Bu evde onu doğru saate ayarlayabilecek kimse yok. Bazı şeylere erkek eli mi gerekiyor ne? Herşeyle başa çıkan biz bir tane ufacık saatle başa çıkamadık. Off susturun şunu. Bu saatte hiç çekilmiyor! –nefret-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Kucağımda yastığım var. Onu ait olduğu yere koyup, kafamı da ait olduğu yere nazikçe bıraksam, yarım bıraktığım bir rüyam var. Belki ben de oraya aidim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Hayır. Olması gereken olmalı. (!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Fayans soğuk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bu kirli sepetiyle idare edeyim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Yastığımı koyuyorum üstüne, başımı da ait olduğu yere.  Sanırım bizim ait olduğumuz bir yer yok. Her yerde her koşulda rahat etmeye çalışmak bizim görevimiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Fayans soğuk. Zaman geçiyor. Saatim geliyor. Olması gereken olmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;-Anne! Bitti! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Burdan kalkacağım. Yatağıma uzaktan bakıp, rüyalarımla vedalaşamadan o okula gereksiz sorumluluklarıma gitmem gerek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Saati susturun!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Son bir kere görseydim bari. Daha 8 yaşındayım sanırım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;-Anne! Bitti!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Ve birileri gelip pisliğini temizler işte. Allahtan evde çoktan hayat başlamış. Yoksa bu kirli sepetinin üstünde uyuyakalacaktım. Ve bu benim ilk uyuyakalmam olacaktı. Hiç bir zaman izin vermediler istediğim kadar uyumama.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Rüyalar biter mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;-Anne! Bitti!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Saati susturun artık nolur, tamam kalkıyorum!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Duyuyor musun anne? Bu sefer de gelip temizlemen gerek sanırım bu pisliği. Gerçekten benim suçum değildi!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Beş dakika daha uyusam? Hayır yaa yorganı çekmeyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Duyuyor musun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Anne, bitti diyorum. Gitti!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Evet,garip bir mutluluk var ama bu sefer gerçekten bitti. O Hollywood sonlarından da değil bu. Sağlam bir Film Noir. Daha 8 yaşındayım, ben anlamam bu sonlardan. Salak salak seviniyorum o veya bu şekilde bitti diye. Ama gerçekten gitti. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Cümlelerin hepsi düzgün baksana. Dönemimiz kapandı sanırım. Yeni adından memnun musun Son?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Anne, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;      Bitti diyorum!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Duymuyor musun??&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Gitti!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-7467643833992894420?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/7467643833992894420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/fayans-ben-ve-son.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7467643833992894420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7467643833992894420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/12/fayans-ben-ve-son.html' title='Fayans - Ben ve Son'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-5997252572834212457</id><published>2008-11-23T08:48:00.000-08:00</published><updated>2008-11-23T08:54:31.085-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><title type='text'>"Bi" Zaman - Ben Ve Zaman</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;Gerek yokmuş. Yaşadığım şeyleri yaşamama… daha doğrusu hayatıma soktuğumun 3.kişilere gerek yokmuş. Büyüdükçe farkına varıyor insan tek vazgeçilmezinin kendisi olduğunun. Ya da hayatından çıkıp gidenlere rağmen ayakta kaldığında görüyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Yalnız kalma korkusu yaptırsa da hepsini insana, alışılıyor yalnızlıkla arkadaş olmaya. Mutlaka bulunuyor bir çıkış noktası, körle aynı manzarayı görüyor olsan da bi zaman, bir ışık mutlaka sızıyor kuyunun başından dibine doğru.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Evet, kurtulunuyor dertten, tasadan, korkudan, kimsesizlikten ama sadece bi zaman, daimi olan tek şey yalnızlık. 2 kişilik masaların hepsi boşalıyor zamanla. Karşındakinin bir işi çıkıyor aniden, kalkıp gidiyor bi noktada ve sen artık o masada oturmak istemiyorsun. Ama sadece bi zaman.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Kürkçü dükkanı misali dönüyorsun masana bi zaman sonra. Herkesin bi masası var hayat restoranında bi zamanlığına rezerveli tek kişilik bi masa. Sandalyeler eklense de, dediğim gibi bi zaman, masa tek kişilik sonuçta…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;  “Sen çıldırdın mı Ayşesu?” Hayır büyüdüm sadece yine bi anda…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;İlk nefesinde kollarında olduğun insan, son nefesini kollarında verince gereksiz diyor insan bi zaman… gereksiz! Yaşamak gereksiz! Sonra bakıyor etrafına kalbi acıyarak. Bu olmamalı diyor. Hayat daha fazlası olmalı. Sadece bi zaman hayat denilen şey diyor. Beyni uyuşuyor düşünmekten bi zaman sonra. Yeminler etmekten vazgeçiyor artık, karşılığı olan şeylerden nefret ediyor. Hayat ondan her şey için bi karşılık almak istese de, vermeyeceğine dair söz veriyor maddesel olarak kaybettiklerine. Bi zaman kendini hiçbir şey gibi hissetse de, bi zaman geliyor içinde başka bir ruh yaşamaya başlıyor. Kaçtığını görüyor bi zaman, duruyor, bakıyor arkasına, bırakıyor koşmayı. Uzaklaşmak istemiyor daha fazla. Bi zaman geliyor geçen zaman acı veriyor, anılarda yaşamak istiyor ama yaşayacak anı bulamıyor. Terk etmek istediği şeyler geri gelsin diye uğraşıyor sonra yine bi zaman. Ve kendisiyle çelişmekten nefret ediyor! Hayatın kabuğunu soymaya çalışmanın manasız olduğunu anlıyor bi zaman, asıl vitamin kabuktaymış… hayat denilen ziyafette acılarmış insanı doyuran, tatlı tuzlu yalanmış…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Sonra şimdiki zaman oluyor yazının seyri ve fark ediyor ki küçük kız geçen “bi zaman”lar haybeye geçmemiş. Büyümenin fark etmek olduğunu fark ediyor. Ve akan gözyaşlarını izlerken fark ediyor ki onları akıtmak kadar izlemek de güzel. Başkalarının onla gurur duymasına gerek yok, o kendisiyle gurur duyuyor çünkü. Yazılan yazıyı yazmak kadar güzel artık onu okumak. Ve bir sigara yakıyor…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-5997252572834212457?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/5997252572834212457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/bi-zaman-ben-ve-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5997252572834212457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/5997252572834212457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/bi-zaman-ben-ve-zaman.html' title='&quot;Bi&quot; Zaman - Ben Ve Zaman'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-6819778410567766663</id><published>2008-11-20T05:35:00.001-08:00</published><updated>2010-03-23T08:23:35.163-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Bağır! - Ben ve Pişmanlık</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;Hiçbir şey istemiyorum…hiçbir şey! Ve şikayetçi değilim. “mut” denilen şeye sahip ya da ondan yoksun değilim. “sevgi”ye olmadığım gibi. Hissetmiyorum ve hissetmek istemiyorum. Acı çekmek istemiyorum, mutlu olmak istemediğim gibi. Hiçbir şeye üzülmeyeyim istiyorum, hiçbir şey içime adamlar oturmasına sebep olmasın. Kendimden başka kimseyi sevmek istemiyorum, tek başıma olduğumun farkına varayım. Kimsenin olmadığının, herkesin gidici olduğunun. Üzüldüğüm şeylerin hiçbir şey olmadığının farına vayım. Büyümek istiyorum,güçlü olmak. Ya da küçülüp hiçbir şeyden anlamamak. Sorun hangisinin yapmamak bilmiyorum ama arada kalmak en kötüsü. Kocaman ve yenilmez göründükçe içindeki çocuğu dövüyorlar. Küçüldükçe seni hiç görmüyorlar. İki türlü de insan olamıyorlar. Kimse olmasın zaten. Gerçekten “insan” olmayan kimse olmasın etrafımda. Gerçekten hissedilmeyen hiçbir şey söylenmesin artık bana, hissedildiği sanılan şeyler olmasın. Arada kalınmasın. Ya insan olunsun bana ya da yok olunsun. Utanılmasın artık yapılanlardan. İnsan önce kendisine dürüst olsunç utanmıyorum çünkü ben, yaptığım, söylediğim, hissettiğim hiçbir şey için pişman değilim. Olmayacağım. Ben buyum. Yapacak bir şey yok. Evet, belki iğrenç bir insanım. Herkesi aldattım etrafımdaki, tanıdığım herkese en az bir kere yalan söyledim. Artık aklımda tutamıyorum bile yalanları. Yapılmaması gereken her şeyi yaptım, “kötü” advedilen. Yaptım işte bağırıyorum, işte “hayvan” Ayşesu sizden “insan” olmanızı istiyor, ey dünya! Olmayacaksanız da gidin artık başımdan. Utanmayın kendinizden hayvanlar, insan olmanın ilk kuralıdır çünkü. Dönün bir bakın içinizdeki aynaya, gülümseyin suretinize, sonra bakın yüzüme. Bakın söylüyorum ben işte, suretimle karşı karşıyayım şimdi, gülümsüyorum ona. Yapılmaması gereken, yapmadığımı sandığınız her şeyi yaptım. Hakkım olmayan her şeyi istedim, hepsini aldım. Yalan söyledim, kaçtım. Yokmuş gibi davrandım. “doğru” bir insanmışım gibi… ama utanmıyorum. Ben değilim utanması gereken. Yaptığım hiç bir şey nedensiz değildi çünkü. Hak edilmişti. Hak edilmemiş olanlar da geri ödemelerdi hayata yapmış olduğum veya yapılacak olan. Yaptırdılar hepsini bana. Ama başım hala dik, hala eğmiyorum başımı ağlarken. Çünkü görüyorum suretimde iyi bir insanım ben. Öyle de olacağım. Hak edileni yaşatıyor, hak ettiğimi yaşıyorum. Ne az ne fazla. Her şey olması gereken kadar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;Arkama dönüp baktığımda kaybedecek bir şeylerim varmış gibi hissediyorum. Ama yok. Olsa hissediyor olmazdım hiçliği. Yine yazmak tek çarem olmazdı. Ruh sağlığımdan şüphe ediyor olmazdım. Kaybedecek bir şey yok. Yaşanacak acılar basit. Herhangi bir şeye boş boş baktığımda bile kafam dağılabiliyorsa artık , acı çekmek kolay demektir. Gökyüzüne bakmayı bile unutuyorsam, soğukta titrerken titremenin nedeninin soğuk olmadığını biliyorsam, bir yerlerde bir sorun var demektir. Kaybedileceğinden korkulan her şey, çoktan veda bile etmeden gitmişler demektir. Ben bu yazıyı kanımla yazdım demektir…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;font-size:10;"  &gt;Yüze vuran rüzgar bana huzur veren tek şeyse artık fırtınalardan korkmamalıyım demektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-6819778410567766663?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/6819778410567766663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/bar-ben-ve-pimanlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6819778410567766663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/6819778410567766663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/bar-ben-ve-pimanlk.html' title='Bağır! - Ben ve Pişmanlık'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-1824044930389737236</id><published>2008-11-20T05:30:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T08:24:01.115-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Hiç - Ben ve İnanç</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;Hiç bir şeye benzemiyor biliyor musun? İnanmanın tadı hiçbir şeye benzemiyor. O kadar huzur verici ki, bayağı olmuş hissetmeyeli. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Ama yapmamalıydım. Seninle yaşamamalıydım bu hissi yeniden. Küstüreceksin çünkü beni, inanamayacağım bir daha kimseciklere.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bu kadar zamandan sonra yerini bir türlü bulamadığım bir ben gösterdin bana. Doğru söyleyebilen, sevdiğini göstermekten korkmayan, güvenebilen… Bir insanın göğsünde uyuyabilen… Ama onun ömrü biraz daha uzun olsun isterdim, ya da en azından ölümü bu kadar acı olmasaydı. Boğularak öldü, hem de kendi güveninde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Kirlenmiş hissediyorum kendimi. Ne güvendiğim ilk insandın, ne sevdiğim, ne de beni kandıran ilk insan. Çok daha beterlerini yaşamıştım. O değil zaten nedeni. Maddesini tek bir insana saklayamamış olan ben, en büyük maneviyatını birisine saklamıştı. Bir kere inanacaktı artık karşı cinsten birine, sadakatini verecekti ona kimseye vermediği. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bakireliğimi bozdun. Artık ne maddem var ne maneviyatım. Ne bedenim temiz artık, ne ruhum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;“İsyan etmeye hakkın var mı ki?” diyorum kendime. Bu kadar kötülük yapmış, en kaba tabirle bu kadar günahkâr bir insanın, hayattan güzel şeyler talep etmesi haktan yana mı? Nedenim vardı ama benim, ne yaptıysam yapmak için nedenim vardı. Anlatamam, anlamazlar. Tıpkı benim üstümdekini, yukarıdakini, tanrımı anlamadıkları gibi. Anlatmayacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Kaçıyordum bir zamandır. Yok sayıyordum yaşadıklarımı sözde, beni ben yapanları. O kadar karanlıktı ki etraf, kaçtığım şeylerden bir adım bile uzaklaşamadığımı görememiştim. Gözlerimi açtığımda rüya olacak diyordum, zaman beni uyandıracak bu kâbustan. Yok aslında diyordum içimden, farkında değildim. Zaman benim arkadaşım sanıyordum. Beni iyileştirecek, adam edecek sanıyordum. Ve o benim için tükenmeye başladıkça gördüm. Akmıyor, kaçıyordu. Bitiyordu. Hiç leyhime geçmiyordu. Nefret ettim ondan. Sonra fark ettim ki, gerçekmiş ve gerçeklerden uyanamazmış insan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bütün her şeyimi gömmüştüm toprakların altına, başında bekliyordum bir sürü mezarın. Yenilerini açıyordum, taviz vermiyordum. Umursamıyordum. Mezarıma gelecek insanları, onlar için ağlamayı bekliyordum. Yenileri gelene kadarki zamanı da toprağın altındakiler için ağlayıp isteyip, ağlayamayarak geçiriyordum. Tek bir şey yetecekti bu beyaz mermerleri arkamda bırakmam için. Kapkaranlıktı. Sadece görmek istiyordum ben. Duymaktan o kadar sıkılmıştım ki, duyduklarımın uğultudan başka bir şey olmadığını anladığımdan beri. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Gördüm ama sende gördüm… “Büyük düşler gördüm.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Çıkacaktım mezarlığımdan, beklesen gelecektim. Gelmemi istesen gelecektim. Yapabilecektim. Terk edebilecektim her yerime bulaşmış anılarımı. Gidiyorsun bak ama zaman gibi akıyorsun, kaçıyorsun benden. Ortaklık ediyorsun onla. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Söyleyemiyorum ama unut diyemiyorum. Gereğini düşünüyorum, biliyorum ancak uygulayamıyorum. Dava erteleniyor, ay batana kadar üzerinde çalışıyorum. Hakim oluyorum, savcı, zanlı, sanık ama en çok avukat rolünü beğeniyorum. Bu rolden çıkamıyorum. Sana inanmayı bırakamıyorum. Sen her ifadende itiraf etsen de suçunu, aşkta sahteciliğini, kalemini kıramıyorum. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Reddedildi! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bu beyne, bu kalbe giren bu güzel adam çıkarılmayacak buradan!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Salıverilmeyecek. Bu kafada hapis, bu minnacık kocaman yerde kalacak. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Şarkılara, isimlere, kelimelere, resimlere, mekanlara, zamana kattığın anlam olmadan ne yapacağım ben?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Üzülecek misin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Üzül, ama öldürülmeyeceksin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Ben bugünü çok bekledim. Yanımdan kendi isteğiyle de olsa gitmiş birini sevebilmeyi çok bekledim, kinimden kurtulup sevgiyle doldurmayı içimi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;İnanmayı çok bekledim, herhangi bir şeyde bütün kapılarımı kapatabilmeyi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bu tadı bırakamıyorum, verdiğin güveni, ilk oluşunu seviyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Söylemek için ölüyorum, beni öldürdüğünü söylemek için ölüyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Dirilmek için bekliyorum… Beklediğimi görmen için ölüyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;İçim çürüyor… Gömülüyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Şimdi yanmış sigaralar yakıyorum yanımdayken ama yokken sen. Ezberlemiştim eskiden yok olanı sevmeyi. Kolay olmayacak bu sefer kaçışın, maddeye ihtiyaç duymuyor bu küçük kadın sevebilmek için. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Senelerdir sakladığım, bir derginin tam ortasından koparılmış bir sayfa gibi gitti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Bekliyorum, bir gün geleceksin elinde kocaman, pespembe bir pamuk şekerle. En büyük parçayı koparacaksın ondan bana vereceksin. Elime yüzüme buluşacaksın ama keyif alacağım senden. Sihir gibi, ağzıma atınca eriyeceksin, yormadan beni. Susayacağım. Umursamayacağım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Kaldıracağım kafamı, beyaz mermerler geride kalmış. Toprak artık sadece üstünde çimenler yetişsin diye var olacak. Göreceğim, duyduğumsa sadece güzel bir müzik olacak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Ve biz yine gecenin içindeki yabancılar olacağız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;Hiçbir şey işte… Hiçbir şey yok bunun gibi!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-1824044930389737236?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/1824044930389737236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/hi-ben-ve-inan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1824044930389737236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/1824044930389737236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/hi-ben-ve-inan.html' title='Hiç - Ben ve İnanç'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-2157004093708266345</id><published>2008-11-20T04:24:00.000-08:00</published><updated>2009-12-07T11:05:59.422-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><title type='text'>Jonathan ve Frederich - Ben ve Cesaret</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left; line-height: 150%; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Çoğumuz tanırız onu, iki koca beyaz kanat, turuncu gaga, siyah gözler ve garip bir ses ama her gün simitle avlamaya çalıştıklarımıza pek benzemiyordu Jonathan. Yetmiş metre denilen martıların yükseklik sınırını aşmaktı tek derdi. Kim bilir ne zorlanmıştır. Kanat mı, nefes mi dayanır o kadar yüksekliğe! Takmıştı ama kafasına bir kere. Her canlı türünde var demek ki böyle, kolay kolay hiçbir yoldan döndürülemeyecek tipler. Bir de diğerleri var tabi, hangi canlı topluluğu kabullenebilir ki kendinden yüksekte uçan birilerini?&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia" style="line-height: 150%; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Jonathan da o toplumla çatışmaya, yollarını reddetmeye başladıkça dışlanmıştı tabi. Sürülmüştü “Sarp Kayalıklara”. Sonrasında kanatları da telef…&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" face="georgia" style="line-height: 150%;  text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Peki, kanatları olsaydı hala, ne yapıyor olurdu acaba Jonathan?&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Muhtemelen sinema okuyor olurdu…&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Jonathan’la tanışırız. İkimiz de aklımıza koyduğumuz yoldan asla geri dönmez ve kaçınılmaz bir biçimde diğerlerinden yüksekte olmayı arzularız her zaman.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;İnsan hayatı gerçekten bazen klişe bir biçimde yol ayrımına geliyor. Eğer benim gibi küçük bir yaştaysanız karşınızdaki yollardan biri sizden istenilen diğeri de sizin istediğiniz oluyor çoğunlukla. Ve eğer damarlarınızda Jonathanınkine benzer, sadece uçmakla yetinmeyen istediği yere kadar uçmak isteyen birisinin kanı geziyorsa, onların yolundan gitmeniz söz konusu bile olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;İki sene önce tuttuğum ajandayı karıştırırken bir tarihin yanına şöyle bir not düştüğümü gördüm; dönüm noktası, sözele geçtim! Ve işte dedim, verdiğim en büyük savaş. Bende de Jonathanınkine benzer hasarlar olmuştu o güne, o notu düşene kadar. Ama dört tane mide yarası, birkaç tokat, saatlerce bağırış çağırış ve bir miktar da aileyle papaz olma durumuyla sağ çıktım “çatışmadan”. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Hikaye şöyledir ki; insan Ayşesu İlemre minicik yaşından beri annesinin teşvikiyle sanatla ilgilenmektedir. Ortaokul yıllarına geldiğinde fark eder ki bu ilgilendiği ve büyük keyif aldığı sanat dallarının hepsi yedincisinde birleşiyor. O zaman bu dal benim mesleğim, yaşam tarzım olmalı der ve sinema okuma hayalleri kurmaya başlar. Aradan zaman geçip küçük Ayşesu yaşça birazcık daha büyüyünce meslek seçme durumuyla karşı karşıya gelir. Ve artık yanında onu teşvik eden bir annesi yoktur, tamamı teknik üniversite mezunu bir aile kalmıştır sadece geriye. Bu hayalini onlarla paylaştığında tek duyduğu cümle “Sinemanın S’sini bile aklından çıkaracaksın Ayşesu!” olur.&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Ama o “martı” bir annenin kızıdır ve yüksekten uçmaya kararlıdır. Böylece babasının iş için Dubai’ye gittiği bir zamanı fırsat bilip, bölümünü değiştirir. Yani okuduğu eşit ağırlık bölümünden iletişim fakültesine girebileceği sözele geçer. Artık önünde maddesel olarak bir engel kalmamıştır, sadece çalışmalı ve kazanmalıdır. Ama sanattan ve sanatla geçinenlerden pek haz etmeyen ve bu işe inanmayan babasının manevi varlığı onun zamanla zaten sallantıda olan psikolojik sağlığını ardından da fizyolojik sağlığını bozar. Peki kahramanımız yorulur mu, pes eder mi sizce? Asla. Engeller onun inadını daha fazla kamçılar ve bu inadı bağımlılığa, bağımlılığı da tutkuya dönüşür zaman içinde.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Şimdi kendisi sinema okumakta ve hedefleri de her geçen gün büyümekte. Yetmiş metrenin üstünde artık o ve uzayı hedefleyeceği günler de çok uzak değil. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left; line-height: 150%; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Babası hala arkadaşlarına kızının sinema okuduğunu söylemeye utanıyor, aile meclislerinde pek ağzını açmasına izin vermiyorlar hala ve umursamıyor o. Herkes akıntıya kürek çektiğini düşünüyor ama Ayşesu’nun bundan keyif aldığını hiç düşünmüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: left;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;Artık aklında tek bir cümle var martı/insan Ayşesu İlemre’nin, başka bir martı/insan Frederich söylemiş bunu ve Ayşesu o kadar inanıyor ki bu cümleye mazur görüyor aşağıdakileri; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;“Yükseldikçe uçma bilmeyenlere küçük görünmemiz kaçınılmazdır.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial;"&gt;  (Frederich Nietzsche)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-2157004093708266345?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/2157004093708266345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/jonthan-ve-frederich-ben-ve-cesaret.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2157004093708266345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/2157004093708266345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/jonthan-ve-frederich-ben-ve-cesaret.html' title='Jonathan ve Frederich - Ben ve Cesaret'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5540061302916089507.post-7343989928373436933</id><published>2008-11-20T04:11:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T08:24:32.864-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben Ve...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='red slide'/><title type='text'>Denizden Gemiye, Dalgadan Öcüye - Ben ve O</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;El sallarım arkanızdan korkmayın. Görmezsiniz ağladığımı.  &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Yine gidiyor işte birileri hayatımdan. Yine şişirdim, yine patladı işte. Acı akıyor yine şarkımdan. Söylüyorum denizin şarkısını yine benziyorum ona. Akıp gidiyor içimden bir şeyler, eğleniyorlar üstüme, kimisi derdini unutuyor ama sürekli benimle kalmak isteyen kimsecikler yok, benim yarattıklarımın dışında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Ama sizin arkanızdan el sallayacağım güzel adam, korkmayın. Senli benli olamadan terk ettiğiniz halde, üzmediğinizi sanacaksınız beni, umursuyormuşsunuz gibi. Küçük bir kız sanacaksınız siz beni, göremeden devliğimi. Seveceksiniz belki beni hep, acıyacaksınız ama büyüğüm sizin göremeyeceğiniz kadar. Düştüm sanacaksınız, her yanım yara bere sanacaksınız ama kalkanım olacak aslında onlar. Çünkü en sevdiğimden mirastır bana “yürümek düşe kalka öğrenilir” lafı. Seveceğim ben düşmeyi, korkmayın. Yaralarımla oynayacağım, isimler bile takacağım onlara. Üzmediğinizi sanacaksınız beni. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Kocaman gemiler yüzecek üstümde göreceksiniz uzaklardan belki, belki de haberini alacaksınız, bilmem. Ne güzel diyeceksiniz mevkiinizden bakıp, ne güzel manzara! Mutlu olacaksınız gördüğünüzden korkmayın. Bilmeyeceksiniz, siz küçücük taş parçası, battığınızı ta içime. Ve ben hiçbir zaman anlayamayacağım; kocaman gemileri yüzdürürken üstümde, siz, küçücük taş parçası nasıl batıyorsunuz hep daha derine? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Ama söylemeyeceğim korkmayın, bilmeyeceksiniz sizi hep tam orta yerimde hissettiğimi, hissedeceğimi. Sanacaksınız ki giderken buradan elinizde hiç bir şey kalmadı. Göremeyeceksiniz küçücük dev kadının size kattıklarını, devleşmeden. Belki bu hayatta, belki sonrasında ama bir gün diyeceksiniz ki, denizmişsin sen küçük kız, kocaman bir denizmişsin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Ne yapalım güzel adam, gitmek istediniz siz. Buyurun işte, kaldırdım köprülerimi, bütün yollar açık size ister kalın, ister gidin şimdi. Ama unutmayın bir kere çıkarsanız bu sınırdan yoktur dönüşü geri. Ve emin olunuz ki dönmek isteyeceksiniz günlerden bir gün, o zaman patlayacak deniz giremeyeceksiniz benim “kara” sularıma. Ve işte tam bu arada sanacaksınız ki sevmedim sizi. Ama bilemeyeceksiniz, &lt;i style=""&gt;bakakaldım ben giden geminin ardından… Ama atadım kendimi denize, &lt;/i&gt;deniz oldum ben de…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Şimdi güzel adam, bütün deniz kalktı ayağa, el sallıyor size. Her parçam uğurluyor sizi, bütün dalgalarım sizin için. Dalga kıranlar acıtsa da canımı, el sallıyoruz arkanızdan korkmayın. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Ne isterseniz bulabilirdiniz halbuki içimde, istemediniz, siz bilirsiniz. Göremediniz demek derini. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Var olmayacaksınız ama bir daha emin olun. Yükleyemeyeceğim bu kadar anlamı bir daha kimseciklere, küçücük bir taş olsanız da hep saklayacağım mirasınızı orta yerimde, en derinlerde. Bir gün bulacaksınız ikliminize uygun bir dere kenarı, mutluluk sanacaksınız hissettiğinizi. Aitliğinizin sahibi sanacaksınız derenizi. Ama dar gelecek orası size güzel adam, yapamayacaksınız. Korkmayın seveceğim sizi hep, varlığımın değiştirmediği gerçeği yokluğum da değiştirmeyecek işte.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;El sallıyorum arkanızdan korkmayın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Serde erkeklik var&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt; zaten, &lt;i style=""&gt;ağlayamam&lt;/i&gt; ki…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Tahoma;"&gt;Patlıyor ama dalgalarım en “öcü” dalga kıranlarda…&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5540061302916089507-7343989928373436933?l=suilemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suilemre.blogspot.com/feeds/7343989928373436933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/denizden-dalgaya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7343989928373436933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5540061302916089507/posts/default/7343989928373436933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suilemre.blogspot.com/2008/11/denizden-dalgaya.html' title='Denizden Gemiye, Dalgadan Öcüye - Ben ve O'/><author><name>Su İlemre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08397591079639981311</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_5fGFo6sqax4/S-2iyYgjwpI/AAAAAAAAAFI/oJ7ZL00l7FI/S220/6054_226344605690_788520690_8269942_3426984_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
